YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11004
KARAR NO : 2011/2006
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar adına gelen olmadı. Davalılar vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 18.12.1989 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 76 oranında meslekte kazanma güç kaybına uğrayan sigortalının, 28.08.2006 tarihinde iş kazasına bağlı olarak öldüğünden bahisle hak sahiplerinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacılar murisinin ölümüyle iş kazası arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar murisinin 18.12.1989 tarihinde iş kazası geçirdiği ve bu kaza sonunda %76 oranında sürekli iş göremezlik nedeniyle gelir bağlandığı, 28.08.2006 tarihinde öldüğü, ölüm nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak sahiplerine ölüm geliri bağladığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 18.12.1989 tarihinde meydana gelen iş kazası ile 28.08.2006 tarihli ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 04.11.2009 tarihli raporundaki “ölümle kaza arasında illiyet bağını gösterecek tıbbi delil bulunmadığına” ilişkin görüşe değer verilerek davanın reddine karar verilmişse de varılan bu sonucun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporuna davacı tarafça itiraz edilmiştir. Öte yandan 506 sayılı Yasanın 23. maddesi uygulanmak suretiyle hak sahiplerine iş kazası kolundan ölüm geliri bağlanmış olup bu durum iş kazası ile ölüm olayı arasında ilişki bulunduğuna dair karinedir. Adli Tıp ihtisas Kurulu raporuna itiraz edilmesine göre karinenin aksinin ispatlandığının kabul edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan iş kazası ile ölüm olayı arasında tıbbi illiyet bağının bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınmak gerekirken Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporuyla yetinilerek sonuca gidilmesi isabetsizdir..
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.