Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/11023 E. 2011/2003 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11023
KARAR NO : 2011/2003
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 1.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan … vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.03.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

K A R A R

1-HUMK’nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı Yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40,00-TL olan kesinlik sınırı 1.000,00 TL’ye çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000,00-YTL’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı Yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on milyon lirayı (10,00-TL) aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2009 yılında bu parasal sınır 1.400,00-TL.olarak uygulanmıştır. Öte yandan 04.11.2009 gün ve 27406 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 392 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2009 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 2,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında mahkemelerce verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 1.430,00. TL’sini geçmesi gerekir.
İnceleme konusu karar, 30.06.2010 tarihinde verilmiş bulunmasına göre, davacı yararına 1.000,00-TL manevi tazminat verilmesine ilişkin hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davacı yararına hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz istemiyle ilgili olarak davalının temyiz dilekçesinin reddine,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 20.08.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının eşinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 1.000,00-TL manevi tazminatın 20.08.2001 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekili ile davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında sigortalının % 20, davalı işverenin % 45, davalı …’ın %5 davalı …’nın ise % 30 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Öte yandan manevi tazminatla karşılanması amaçlanan zarar hukuka aykırı eylem nedeniyle o tarihte duyulan ya da duyulması gereken acıyı karşılamaya yöneliktir. Zira ölüm olayı ile birlikte ve sonrasında duyulan acı ile manevi zarar ortaya çıkar. Sonradan ölenin yakınlarının yaşam biçiminde meydana gelen değişiklikler kaza tarihinde duyulan acıyı değiştirmeyeceğinden manevi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmaması gerekir .
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de: Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir etmesi gerekir. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde ve özellikle, manevi zararın gerçekleşmesinden sonra davacının kabulünün mümkün bulunmamasına göre davacı Özlem İnci yararına hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 825.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacı ile davalılardan …’e iadesine, 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.