YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11339
KARAR NO : 2012/5511
KARAR TARİHİ : 09.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 14.10.2005 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu ölen işçi … anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, trafik-iş kazasının meydana gelmesinde ölen işçinin % 100 kusurlu olması nedeniyle davalı işveren ile iş kazasının meydana gelmesi arasındaki illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle işveren … hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Olay iş kazası olup, İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme ( koruma ) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir )
Somut olayda, davacıların oğlu olan …’in davalılardan …’ya ait işyerinde otobüs tamircisi olarak çalıştığı, olay tarihinde Kurtalan ilçesinde arızalan otobüse ait motoru sökerek sevk ve idaresinde bulunan araçla Gaziantep iline dönmekte iken meydana gelen trafik-iş kazası sonucu öldüğü anlaşılmaktadır.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 07.10.2009 günlü raporu ile araç sürücüsü …’in % 100 kusurlu olduğu belirtilmiş ise de olayın iş kazası olması nedeniyle tarafların kusur oranlarının İş Hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulması gerektiğinden olayı yalnızca trafik mevzuatı çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutan bu nitelikteki bir raporun iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin eldeki davada tarafların kusur oranlarının belirlenmesinde esas alınması mümkün değildir.
Öte yandan, davalı işverenin kaza anında araç içerisinde bulunmadığı kaza tutanakları ve soruşturma dosyası içereğinden açıkça anlaşılmakta iken davalı …’ya araç şoförünü hızlı araç kullanması nedeniyle uyarmadığı gerekçesiyle sorumlu tutan bilirkişi raporunun da maddi olay ile uyumlu olmadığı ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, yukarıda açıklandığı şekilde kusur bilirkişi heyetinden rapor almak, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanunu’nun 77. maddesi ve yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor alınmak suretiyle olayda işverenin ve işçinin kusur oranlarını saptamak ve alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin olayı yalnızca trafik mevzuatı çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 07.10.2009 günlü raporu doğrultusunda ölen işçinin % 100 kusurlu olması nedeniyle davalı işveren ile iş kazasının meydana gelmesi arasındaki illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle işveren … hakkında açılan davanın reddine hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kurum tarafından karşılanmayan maddi zararın tahsiline yönelik davada, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş, yerleşmiş görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği gözönünde tutularak öncelikle ölen işcinin anne ve babasına Kurum tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise bildirilen miktarın tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, ölen işcinin anne ve babasının tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahiblerine gelir bağlanması için Kuruma başvurmaları giderek dava açmaları yönünden önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Yapılacak iş; yukarıda açıklandığı şekilde kusur bilirkişi heyetinden rapor almak, davacı anne ve babaya yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ğereğince iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için Kuruma başvurmaları giderek dava açmaları yönünde önel vermek ve çıkacak sonuca göre davacıların talep ettikleri maddi ve manevi tazminat miktarları ayrı ayrı açıklattırılarak karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.