Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/11655 E. 2012/6598 K. 19.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11655
KARAR NO : 2012/6598
KARAR TARİHİ : 19.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … ve … İşletmesi T.A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre temyiz eden davalı … ve … TAŞ vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 24.10.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen Necati Uçar’ın hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılar … ile …’a yönelik davanın kusurları bulunmadığından reddine, davacılardan ölenin anne ve babasının maddi tazminat istemleri ile davacı eş ve çocukların manevi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı anne, baba ve kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde aleyhine hüküm kurulan davalı … ve … TAŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin davacılar yararına manevi tazminatın takdirine ilişkin kararı isabetlidir. Ancak eksik inceleme ve araştırma ile davacı anne ve baba yararına maddi tazminata karar verildiği görülmektedir.
Dava nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin olup, bu davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Bu bakımdan, Kural olarak davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Sigortalar Kurumunu davaya dahil etmesi için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24. ve 5510 sayılı Yasanın 25. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; (5510 sayılı Yasanın 3/10-c bendinde tarifi yapıldığı üzere anne ve babanın hak sahibi olabilmesi için geçiminin sigortalı tarafından karşılandığının tespiti gerektiğinden) hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminat isteme hakkına sahip olmayacağı açık ve seçiktir. Somut olayda, hak sahibi anne ve baba yönünden yukarıda açıklanan doğrultuda, inceleme ve araştırma yapılmadığı ortadadır.
Kural olarak yukarıda açıklanan prosedürün uygulanması gerekmekte ise de ; somut olaya bakıldığında bu prosedürün uygulanmasına da ihtiyaç yoktur Zira yasa koyucu ölen sigortalının evli ve çocuklu olması durumunda, anne ve babaya ölüm geliri bağlanmasını belirli koşulara bağlamıştır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 24. maddesinde “Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının %70’inden aşağı ise, artanı, eşit hisseler halinde sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verileceği” düzenlenmiştir. 5510 sayılı Yasanın 34/d maddesi ile de benzer bir düzenleme yapılarak “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam % 25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam % 25’i,oranıda gelir bağlanacağı” düzenlenmiştir. Somut olayda hesap tarihinde ölenin anne ve babasının 65 yaşının üstünde olmadıkları dosya içerisindeki
bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Ölenin evli ve iki çocuklu olduğu dikkate alındığında; gerek 506 sayılı Yasanın 23. ve gerekse 5510 sayılı Yasanın 34. maddelerine göre eş ve çocukların hisseleri düşüldüğünde artan hissenin bulunmadığı açık ve seçiktir. Bu duruma göre eş ve çocuklardan artan hisse bulunmadığı ve anne ve babanın 65 yaşın üstünde bulunmadığından yasal olarak gelir bağlanma olasılığı da olmadığı, diğer bir deyişle anne ve babanın hak sahibi olup olmadığının belirlenmesi bakımından diğer koşulların varlığının araştırılmasına gerek bulunmadığı ortadadır. Hal böyle olunca da davacılar … ve …’ın maddi tazminat istemlerinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı … ve … TAŞ vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan … ve … İşletmesi T.A.Ş’ye iadesine, 19.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.