YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12044
KARAR NO : 2012/8198
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/06/1995-06/03/1996 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı,davalıya ait işyerinde 01.06.1995-06.03.1996 tarihleri arasında hizmet akti ile çalıştığının tespiti istemiştir.
Mahkemece, davanın esastan ve hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 01.03.1996 tarihli ve davalı … Sn.Tic. A.Ş adına tescilli … Bilgisayar isimli ‘…’ sicil no’lu işyerinden verilen işe giriş bildirgesinin davalı Kurumda olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık hakdüşürücü sürenin geçip geçmediği konusunda toplanmaktadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. ( 5510 sayılı yasanın 86.) maddesi “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”hükmünü içermektedir. Madde hükmünde yazılı hak düşürücü süre yönetmelikte belirtilen belgeleri işveren tarafından kuruma verilmeyen sigortalıları kapsamakta olup işe giriş bildirgesi verilmiş sigortalılar yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceği söz götürmez.Bu nedenle dava da hak düşürücü sürenin dolduğunun kabulü doğru değildir. Yargıtay HGK’nun 03.03.2004 tarih 2004/21-139 Esas-117 Karar ve 05.02.2003 tarih 2003/10-7 Esas-53 Karar sayılı ilamları da bu yönlere işaret etmektedir.
Davacının çalışma iddiasının ispatlanamadığından reddine dair gerekçe de doğru olmayıp hüküm bu yönden de eksik incelemeye dayalıdır.
Gerçekten, bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 79, (5510 Sayılı Yasanın 86.) maddesi olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-532, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579, 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ise, yukarıda açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadığı, niteliği gereği kamu düzenini ilgilendiren bu dava da davacının çalışma iddiası gereken şekilde araştırılmadan, bu iddiaya ilişkin açıklayıcı beyanları olmayan tanık beyanları ile hatalı yoruma dayalı bilirkişi görüşüne dayanılarak istem reddedilmiş ise de bu sonucun doğru olmadığı açıktır.
Yapılacak iş;yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılmakla birlikte; sonucu itibariyle bu dava da güçlü delil niteliğinde olan ekli işçilik alacakları dava dosyası içersinde bulunan … ili … ilçesi hesap işleri müdürü … tarafından imzalanan belge içeriğin de geçen 06.06.1995-09.06.1999 tarihleri arasında davacının bilgisayar proğram ve destek hizmetinde davalı işveren adına çalışıp çalışmadığını bu belediye kayıtlarından sormak varsa belge ve ödeme örneklerini istemek,işyerinin 16.01.1996 tarihinde Kurum kapsamına alındığı dikkate alınarak önceki dönem yönünden işyerinin faal olup olmadığını yasa kapsamına alınabilecek nitelikte olup olmadığını dahi vergi ve diğer kyıtlardan araştırıldıktan sonra resen tesbit edilerek dinlenecek kayıtlı komşu işyeri çalışanları veya komşu işyeri sahiplerinin beyanlarını alarak değerlendirmek resen yapılacak araştırma ve incelemeler sonucu tüm deliller toplandıktan sonra gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 15/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.