YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12169
KARAR NO : 2010/11522
KARAR TARİHİ : 23.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde Eylül 1996 – Temmuz 2001 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, davalıya ait işyerinde Eylül 1996-Temmuz2001 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbiti ile bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Bu gibi durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi olup bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır.
Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Davacının sigortalı hesap cetveline göre 1998/3-1999/1-2 yılları arasında 1 adet işe giriş bildirgesi ile kısmi olarak, 29.01.2000 sonrası da 23 gün çalıştığına dair bildirimler yapıldığı, 16.05.1999 ve 01.10.1999 tarihli işe giriş bildirgeleri ile de 11024755 ve 11039456 sicil numaralı işyerlerinden toplam 130 gün hizmet süresinin bildirildiği, dosya içindeki bilgi ve belgelerden bu işyerlerinin davalı işyeri ile bağlantılı olup olmadığının anlaşılamadığı görülmektedir.
Yapılacak iş, öncelikle 16.05.1999 ve 01.10.1999 tarihli işe giriş bildirgeleri ile toplam 130 gün çalışma süresi bildiren 11024755 ve 11039456 sicil numaralı işyerlerinin davalı işyeri ile ilgisi bulunup bulunmadığı araştırılmak,özellikle davalı işverenin site yönetimi olduğu nazara alınarak, anılan işyerlerinin site yönetimi kurulmadan önceki kooperatifin yüklenicisi veya taşeronu olup olmadığını ayrıntılı olarak araştırmak, gerekli görüldüğü takdirde bu işverenlerin bordro ve bildirgelerinde yer alan çalışanlarının bilgisine başvurmak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan … Yönetim Kurulu Başkanlığına iadesine, 23.11..2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.