Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12309 E. 2012/7950 K. 14.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12309
KARAR NO : 2012/7950
KARAR TARİHİ : 14.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/07/1986-09/05/1991 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1.7.1986-9.5.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 27.11.1986 tarihinde Kurum kayıtlarına giren “Bağ-Kur’a Giriş Bildirgesi” ile “Komisyonculuk” mesleğinden dolayı 1.7.1986 tarihinde başlayan vergi kaydına istinaden aynı tarih itibariyle 1479 sayılı Yasa kapsamında kayıt ve tescilinin yapıldığı, Vergi Dairesinin 7.3.2007 tarihli yazısına göre bu vergi kaydının “zirai” olduğu gerekçesiyle sigortalılık başlangıç tarihinin 9.5.1991 olarak değiştirildiği, Kurumun uyuşmazlığa konu 1.7.1986-9.5.1991 tarihleri arasında davacıyı 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak kabul etmediği, 1.7.1986 tarihinde başlayan vergi kaydının gerçekten de “Bahçecilik” mesleği nedeniyle zirai nitelikte olduğu ancak Vergi Dairesi’nin değişik tarihli
yazılarıyla Tarsus Yeni Sebze Halinde “Komisyonculuk” mesleği nedeniyle vergiye kayıtlı olduğunu bildirdiği, davacının 1992 affı olarak bilinen 3780 sayılı Yasa’dan yararlanarak 31.12.1991 tarihine kadar olan prim borçlarını ödediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2008 2008/10-732 E, 2008/736 K. Sayılı kararında ifade edildiği üzere gelir vergisi, meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkarlar sicili kayıtları ve şirket ortaklığı, sigortalıların gerek kendi nam ve hesabına kazanç temini için bağımsız çalışmalarının varlığı ve başlangıcı, gerekse sona erdiği tarih bakımından yasal karine teşkil etmekte olup, aksinin taraflarca ispatı mümkündür. Bundan dolayı, davacının uyuşmazlığa konu 1.7.1986-9.5.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir biçimde kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunduğu belirlenir ise vergi kaydının zirai olması davacının bu dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmasına engel değildir.
Mahkemece, uyuşmazlığa konu dönemde davacının gerçekten kendi adına ve hesabına bağımsız bir çalışması olup olmadığının hiçbir kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak biçimde aydınlığa kavuşturulması gerekirken bu yönde sağlıklı bir araştırma yapılmadığı ortadadır.
Yapılacak iş, davacının uyuşmazlığa konu dönemde gerçek veya götürü usulde vergi mükellefi olmasını gerektirir biçimde kendi adına ve hesabına bağımsız bir çalışması olup olmadığını Tarsus Yeni Sebze Halinden ve bu faaliyetin denetlenmesi ile yetkilendirilen kurum ve kuruluşlardan sormak, oda ile esnaf ve sanatkar Sicil kaydı olup olmadığını sormak, davacının uyuşmazlığa konu dönemle çakışan başkaca sigortalılık statüsüne dahil çalışması ( 506, 5434, 2925, 2926 sayılı Yasalar ) olup olmadığını Kurumdan sormak, uyuşmazlığa konu dönemde Tarsus Yeni Sebze Halinde ticari faaliyette bulunan kişileri dinlemek, gerek görülürse kolluk eliyle belirlenecek kamu tanıklarını dinlemek, Vergi Dairesinden uyuşmazlığa konu dönemde davacının vergi bildirimi olup olmadığını sormak, Tarsus 1.İcra Müdürlüğünün 1994/2839 sayılı takip dosyasını getirterek icra yoluyla tahsil edilen primin hangi döneme ilişkin olduğunu belirlemek, davacının 1992 affıyla ödediği primin hangi döneme ilişkin olduğunu Kurumdan sormak ve böylece davacının uyuşmazlık konusu dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir koşullara sahip olup olmadığını belirleyerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 14/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.