Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12318 E. 2012/8499 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12318
KARAR NO : 2012/8499
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma uyarınca bağlanan yaşlılık aylığını, ikamete dayalı yardım alması nedeniyle iptal eden Kurum işleminin iptaliyle Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve kesilen aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; davacının 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma uyarınca bağlanan yaşlılık aylığını, ikamete dayalı yardım alması nedeniyle iptal eden Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti ve kesilen aylığın devamına Karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile; davacının, davalı kuruma 872,65 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi; “Aylık tahsisi yapılabilmesi için; yurda kesin dönülmüş olması, tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması ve döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması şarttır. Bu şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi hükümlerine göre bağlanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır. Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır.” hükmünü içermektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, Türkiye’de 22.4.1968 – 13.6.1979 tarih aralığında 1743 gün 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmasının olduğu, yurtdışı çalışmalarından 15.4.1989 – 30.9.1995 tarih aralığındaki 1857 günü borçlanıp süresi içinde ödediği, 8.3.2007 tarihli tahsis talebi üzerine 1.4.2007 tarihi itibari yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak davacının 31.1.2010 tarihine kadar Almanya’da ikamete dayalı yardım aldığının tespiti üzerine, yaşlılık aylığının bağlanış tarihi itibariyle iptal edilerek 6.7.2007 – 25.3.2010 süresinde yapılan ödemelerin yersiz olduğu belirtilerek geri istenildiği, davacının 1.2.2010 tarihi itibari ile Almanya’daki işsizlik yardımının kesildiği, bu tarih itibari ile Almanya’dan emekli aylığı almaya başladığı anlaşılmıştır.
Davacının, yaşlılık aylığının bağlandığı 1.4.2007 tarihinden, 1.2.2010 tarihine kadar Almanya’da ikamete dayalı yardım alması karşısında, davacının bu dönem için Kurum’a borçlu olmadığına ilişkin talebin reddi kararı ile Almanya’da ikamete dayalı yardımın kesildiği 1.2.2010 tarihinden sonra davalı Kurum’a borçlu olmadığına ilişkin karar yerindedir.
Ancak, davacının aylığın kesilmesine gerekçe oluşturan olgunun ortadan kalkması nedeniyle yaşlılık aylığının devamına karar verilmesi şeklindeki talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 21/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.