YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12548
KARAR NO : 2012/9041
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/07/1997-02/05/2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davalıya ait nakliye ambarında 01.07.1997 ile 02.05.2004 tarihleri hamal olarak hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemizin davacının çalıştığını belirttiği işyerinin açıkça belirlenerek, işverenin kayıtlarına geçmiş çalışmaları bulunan tanıklar yada komşu işyerlerinin işverenleri ile bu işyerlerinin kayıtlara geçen çalışanlarının tanıklığına başvurularak, davacının bu işyerindeki çalışmalarının niteliği sürekli olup olmadığı, sigortalı çalışma olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin belirlenmesi gerektiğine ilişin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık davalı işyerinde geçen çalışmaların hizmet akdi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.
Sigortalılığın oluşması yönünden ilk koşul, taraflar arasında hizmet akdinin varlığına ilişkindir. Hizmet akdi Borçlar Kanunu’nun 313. maddesinde belirlendiği üzere iş sahibi ile işçi arasında yapılan belli veya belli olmayan bir süre için görülen iş karşılığı ücret ödenmesini gerektiren bir sözleşmedir. Bu sözleşmede ana unsur iş ve ücrettir. 506 sayılı Yasa açısından hizmet akdini sadece bu unsurlara bağlı olarak kabul etmek mümkün değildir. Zaman ve bağımlılık unsurları hizmet akdinin ana koşulları olmak üzere 506 sayılı Yasa’nın öngördüğü hizmet sözleşmesi bir veya birden fazla işveren ile çalıştırılan arasında oluşturulan, süreli veya süresiz belli bir zaman dilimi içersinde, işveren emir ve gözetimi altında, iş görmeyi hüküm altına alan hukuksal ilişkidir. Sigortalılığın oluşumu yönünden ilk
unsur iş görecek kişinin belli bir zaman dilimi içerisinde, hizmetini işverenin emrine hasretmesidir. Bu zaman dilimi günün tüm süresini kapsayabileceği gibi, günün veya haftanın belli saatlerine de hasredilebilir. Haftanın veya ayın belli gün ve saatlerinde dahi çalışma söz konusu olabilir.
Önemli olan düzenli bir çalışma ilişkisinin varlığıdır. Düzenli çalışma ilişkisinin varlığı iş akdinin zaman unsurunu ortaya koyar. Çalışanın, hizmetini belli zaman dilimi içerisinde, işveren emrinde ve onun vereceği direktif doğrultusunda gerçekleştirilmesi, hizmet akdinin ikinci unsuru olan bağımlılık unsurunu oluşturur. Hizmetin fiilen verilmesi her durumda, zorunlu değildir. İşverenin emir ve gözetim altında hazır beklemek durumunda dahi bağımlılık unsuru gerçekleşmiş sayılır. Öte yandan, işverence gösterilen işlerin, çalışan tarafından, işveren emir ve direktiflerine uygun olarak görülmesi gerekir. Belirtilen bu iki ana unsurun birlikte gerçekleşmesi durumunda 506 sayılı Yasa açısından hizmet akdinin dolayısıyla sigortalılığın ilk koşulunun oluştuğu sonucuna varılır. Somut olayda davacının çalışması bakımından zaman ve bağımlılık unsurunun gerçekleştiği ortadadır.
Sigortalılığın ikinci koşulu, 506 sayılı Yasa’nın 5. ve 8. maddelerinde öngörülen işin görüldüğü bir işyerinin bulunmasıdır. Bir işyerinin varlığının saptanamaması durumunda sigortalılığın gerçekleştiğinden söz edilemez.
Üçüncü koşul, eylemli çalışmanın varlığıdır. Yasal sigortalılıktan söz edebilmek için sigortalının işveren emir ve direktifleri altında, bir fiil, gösterilen işi yapması zorunludur. Çalışmanın, kimi durumlarda, görülen işin, nitelik ve kapsamına göre devamlı sürmesi mümkün olmayabilir. Sigortalının, işveren emir ve nezareti altında verilecek işi yapmaya hazır bir şekilde beklemesi dahi bu koşulun gerçekleşmesi için yeterlidir.
506 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde gösterilen istisnalardan bulunmama bir diğer koşuldur. Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için Yasa’nın 2. maddesinde sayılan koşulları taşıması yetmez, ayrıca 3. maddede gösterilen kişilerden bulunmaması gerekir.
Sigortalı sayılabilme yönünden gerek ücretin kendisi, gerekse ödenme biçim ve yöntemi zorunlu bulunmamaktadır. Parça başına ücret, götürü ücret, part-time çalışma karşılığı yapılan ödeme biçimleri sigortalılık koşullarını etkilemez.
Sigortalılık statüsünün oluşumu için herhangi bir şekil koşulu öngörülmemiştir. Resmi veya yazılı bir sözleşme biçimi şart değildir. Asıl olan sigortalının çalışmaya başlama durumudur. Eylemli olarak gerçekleşen bu durum sonucu sigortalılık statüsü kendiliğinden oluşur. “Sigortalı olmak”, kişi bakımından salt bir hak değil, aynı zamanda bir yükümlülüktür ve bu nedenle, kişinin isteğine, ediminin sosyal, toplumsal, etik niteliğine bırakılmamıştır. Bir başka anlatımla, kişi, yasanın sigortalı sayılmak için belirlediği duruma dahil olmakla kendiliğinden sigortalı olacaktır.
Öte yandan, 5510 sayılı Yasa’nın geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince eldeki uyuşmazlığın çözümünde 506 sayılı yasa hükümlerinin uygulanacağı açıktır.
Somut olayda: Davalının ticaret siciline kayıtlı bulunan adresi “Şeker iş binası Kat:1 Uşak olup dosya içerisindeki 05.10.2004 tarihli zabıta araştırmasına göre tabakhanede nakliyat ambarı işlettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davanın niteliği dikkate alınarak mahkemece gerektiğinde resen soruşturmanın genişletilmesi suretiyle davalının ticaret sicili adresinde ve tabakhanedeki adresinde araştırma yapılarak davalı işyerinin ve komşu işyerlerinin kayıtlara geçen çalışanlarının davacının çalışmasının bulunup bulunmadığı ve çalışmanın niteliğine ilişkin anlatımlarına başvurulmaksızın, davalının ikamet adresinde yapılan ve komşu işyeri olmadığına ilişkin araştırmaya değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davalının ticaret sicilinde kayıtlı bulunan adresinde ve zabıta araştırmasına göre nakliye ambarının bulunduğu tabakhane de araştırma yapılarak davalı işyeri ve komşu işyerlerinin kayıtlı çalışanları ile sahiplerinin tanıklıklarına başvurulmak, bundan sonra davacının çalışmalarının hizmet akdinin unsurlarını taşıyıp taşımadığını tartışmak ve sorucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle uyulmasına karar verilen bozma ilamında ki noksanlıklar giderilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hükmün bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.