Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12622 E. 2012/9004 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12622
KARAR NO : 2012/9004
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, Kuruma kayıt ve tescil edilmeyen 90 günlük sigortalı hizmetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 1.9.1979-30.11.1979 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde hizmet aktine dayalı olarak geçen kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesi uyarınca bu tür hizmet tespiti davalarında işverenle birlikte Kurumun yasal hasım olarak gösterilmesi zorunludur.
Dava konusu olan hukuki ilişki birden fazla kişi arasında ortak olup da, bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hallerde, dava arkadaşlığı maddi bakımdan zorunludur. Burada dava arkadaşları arasındaki hukuki ilişki son derece sıkı olup Mahkeme, mecburi dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve bir tek karar verir.
Hizmet tespiti istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Sigortalar Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava bütün mecburi dava arkadaşlarına karşı değil de bunlardan birine veya bir kaçına karşı açılmış ise bu halde, dava sıfat yokluğundan reddedilemez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya bir süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davanın teşmili müessesesi uygulamada ” dahili davalı ” olarak nitelendirmekte olup, davayı teşmil eden davacının bu işlem için ayrı bir başvuru harcı ödemesi gerekir. Gerekli harç ödenmez ise mahkemece davacının davanın teşmili talebini inceleme konusu yapılamaz ve davanın teşmil edildiği kişi ihbar olunan üçünçü kişi olarak kabul edilir, aleyhine hüküm kurulamaz.

Somut olayda husumet yalnızca davalı işverene yöneltilmiş, mahkemece davacı vekiline S.G.K. Başkanlığını davaya dahil etmesi yönünden mehil verilmemiş, S.G.K. Başkanlığının taraf olmadığı bu davada yargılamaya devam olunarak sonuca gidilmiştir.
Yapılacak iş; olaydan S.G.K.’nun haberdar edilmediği gözetilerek öncelikle davacıya davayı Sosyal Güvenlik Kurumuna yöneltmesi için önel vermek, Kurumun delilleri toplandıktan sonra çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Kabule göre de ; davacıya ilişkin SGK ‘dan şahsi sicil dosyasının istenilerek bir tescilin bulunup bulunmadığı,bulunuyor ise davalı işyerinden bildirimlerin yapılıp yapılmadığı hak düşürücü süreyi kesen işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu, müfettiş raporu gibi belgelerin düzenlenip düzenlenmediği tespit edilmeksizin sadece davalı işverenin davacının 1979 yılı 9,10 ve 11. aylarda çalışmadığına ilişkin yazı cevabı ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.