Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12754 E. 2012/7701 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12754
KARAR NO : 2012/7701
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 25/04/2003-02/10/2003 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 25.04.2003-02.10.2003 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davalı şirket tarafından işyerinin M.Naci Yazoğlu’na kiralandığı iddia edilmiş, dosyadaki şirkete ait karar defterinin fotokopisinden 20.06.2002 tarihinde işyerinin satın alma ve kiralama yoluyla talibi çıkmadığından geçmişte 10 yıldır kiracısı olan ve yine talepte bulunan M.Naci Yazoğlu’na teklif edilen fiyat üzerinden 2002-2006 dönemi için 5 yıllığına kiralanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, iddia edilen işyerinin kiralanması olayının gerçek olup olmadığı araştırılarak, gerçek işveren araştırılmadan ve davacının çalışmasının hangi işveren nezdinde geçtiği usulünce tespit edilmeden eksik araştırma ve yetersiz tanık beyanları ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, işyerinin davalı şirket tarafından M.Naci Yazoğlu’na kiralanıp kiralanmadığını araştırmak, uyuşmazlık konusu dönemde, belediye başkanlığından bu kişi adına işyeri açma ruhsatı olup olmadığını, vergi dairesinden aynı kişi adına sözkonusu işyeri ile ilgili vergi kaydı ve bildirim yapılıp yapılmadığını, ilgili SGK’dan aynı kişi adına işyeri tescili olup olmadığını sormak, kiralama ile ilgili varsa belgeleri getirtmek, uyuşmazlık konusu dönemde gerçek işverenin kim olduğunu tespit etmek, gerçek işverenin tespit edilmesinden sonra davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını yoksa işyeri sahiplerini tespit edip beyanlarına başvurmak, çalışmanın sezonluk olup olmadığını ve davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı süreyi kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit etmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden … İnş. Malz. San. Ve Tic. A.Ş’ye iadesine, 09.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.