Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/13152 E. 2012/7478 K. 07.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13152
KARAR NO : 2012/7478
KARAR TARİHİ : 07.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacıların eşi ve oğlu olan İbrahim Tok’un ölümüyle sonuçlanan iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili 01.06.2010 tarihli duruşmada maddi tazminat taleplerinin ödenen ilaç paralarına ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Mahkeme, 1.000,00’er-TL. (Toplam 3.000,00-TL.) manevi tazminatın ve 2069,29-TL. maddi tazminatın 14.06.2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar vermiştir.
HUMK’nun 427. maddesindeki parasal sınırları değiştiren 5219 sayılı yasanın 2/c maddesi ile 21.7.2004 tarihinden itibaren verilecek kararlarda 40,00 TL olan kesinlik sınırı 1.000,00 TL’ye çıkarılmıştır. Diğer bir deyişle 21.7.2004 tarihinden itibaren verilen kararların temyiz edilebilmesi için hüküm altına alınan miktarın 1.000,00 TL’yi geçmesi gerekir.
HUMK’na 5236 sayılı yasanın 19.maddesi ile eklenen Ek-4.maddeye göre ise “Görev, kesin hüküm, istinaf, temyiz, Yargıtay’da duruşma, senetle ispata ve sulh mahkemelerindeki taksim davalarında muhakeme usulünün belirlenmesine ilişkin maddelerdeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların 10,00 TL aşmayan kısımları dikkate alınmaz.”
2010 yılında bu parasal sınır 1.430,00 TL.olarak uygulanmış olup temyize konu dava değerinin 1.430.00. TL.’sini geçmesi gerekir.
İnceleme konusu kararda manevi zararının tahsiline ilişkin 16.09.2010 tarihli hüküm kesin nitelik taşıdığından 1.6.1990 gün ve 1989/3 E. 1990/4 K. Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak manevi tazminata ilişkin mahkemece verilen hükme yönelik temyiz dilekçesinin kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle reddine,
2- Diğer temyiz sebepleri yönünden ;
Dava tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 15. maddesinde işvereni, iş kazası geçiren sigortalıya karşı işe Kurumca el konuluncaya kadar sağlık yardımlarını yapma ve vizite kağıdı düzenleme dışında bir yükümlülüğü hükme bağlamamıştır. Aksine sözü edilen Yasanın 14/3. maddesi iş kazasının oluşumundan itibaren her türlü sağlık yardımları ile Kurumun sorumlu olduğunu kabul etmiştir. (5510 sayılı Yasanın 63. maddesi…) sözü edilen Yasa’nın iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolunun getiriliş amacı ve nedeni: sigortalıların belirtilen türde bir zararla karşılaşmaları halinde onları doğrudan koruma altına alma ve kendilerine sağlık yardımı yapacak kuruluşu belirtilmektir. Bu halde , bir iş kazası nedeniyle sigortalının başvuracağı mercii kendisini bu yönden güvenceye alan, Kurum ve onların sağlık kuruluşlarıdır. İşveren, bu tür zararlandırıcı olayların meydana gelmesi durumlarında, artık sigortalısına karşı muhatap olmaktan çıkar, Kurum doğrudan devreye girer. Esasen işveren de belirtilen sigorta kolu nedeniyle Yasanın belirlediği orandan prim ödemek ve ayrıca koşulları varsa, kurumun yaptığı harcamaları kuruma geri vermekle sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, gerek sigortalı gerekse işveren iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolundan birbirlerine karşı değil, doğrudan Kuruma karşı sorumludurlar. Bu nedenlerle, davalı işverenlerin ilaç ve tedavi (sağlık) giderlerinden sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 07/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.