Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/13195 E. 2012/7770 K. 10.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13195
KARAR NO : 2012/7770
KARAR TARİHİ : 10.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine mahkemece 04/06/2010 tarihli ek kararıyla temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar verilmiş, red kararının yine davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Davacı vekili, davanın husumetten reddine ilişkin mahkeme kararını UYAP üzerinden 3.3.2010 tarihinde Manisa Nöbetçi Asliye Hukuk mahkemesi kanalıyla süre tutum dilekçesi ile temyiz etmiş, temyiz dilekçesi … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/75 Muhabere numarası alarak sisteme kaydedilmiş,süre tutum dilekçesi üzerine … Asliye Hukuk Hakimliğinin 22.3.2010 tarihli havalesi ile dilekçenin harçsız ve masrafsız oluşu nedeniyle işlem yapılmadığı kaydı düşülmüştür.Davacı vekili Manisa Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla 6.4.2010 tarihli dilekçesi ile süre tutum dilekçesinin akibetini sormuş davacı vekiline dilekçenin harçsız ve masrafsız oluşu nedeniyle işlem yapılmadığının 4.5.2010 tarihinde bildirilmesi üzerine davacı vekilince 7.5.2010 tarihinde temyiz harcı ve posta masrafları yatırılmış, Mahkemece bu kez 4.6.2010 tarihli ek karar ile davacı vekilinin 2.3.2010 tarihli süre tutum dilekçesinin hakim havalesi yapılmamış gerekli harç ve masrafların yatırılmamış olması nedeniyle bu dilekçenin temyiz defterine kaydı yapılmadığı davacı vekilinin harç ve giderleri yatırdığı 7.5.2010 tarihli dilekçe tarihi itibariyle de temyiz süresinin geçtiğinden bahisle süre yönünden temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar süre tutum dilekçesinin verilmesi sırasında davacı yanca temyiz harç ve giderleri yatırılmamış hakim havalesi bulunmamakta ise de UYAP üzerinden yapılan muhabere evrakında hakim isminin yer aldığı görülmektedir.Temyiz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK 434/2.maddesi uyarınca “Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir.Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa ,kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük süre içinde tamamlanması aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir.Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı taktirde mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir” hükmünü içermektedir.Davacı vekilince henüz HUMK434/2.maddesindeki prosedür işletilmeden 7.5.2010 tarihinde gerekli harç ve giderler yatırılmış olup Uyap üzerinden gönderilen 2.3.2010 tarihli süre tutum dilekçesinin harçsız ve masrafsız oluşu nedeniyle işleme alınmaması yolundaki mahkeme kararı hatalıdır.Temyiz yasal süresi içinde yapılmış olduğundan mahkemenin temyiz talebinin süre yönünden reddine ilişkin 4.6.2010 tarihli kararı kaldırılarak işin esasına geçildi.
2-Davacının temyiz istemine gelince;
Davacı, davalı … aleyhine açtığı davada, davalı işveren tarafından inşaatı sürdürülen … Yapı Kooperatifine ait trıpleks bir binanın boya işlerini yaparken 15.3.2003 tarihinde gerçekleşen iş kazasında elektrik akımına kapılarak yaralandığını belirterek geçirdiği iş kazasından dolayı maddi ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı … Ülkerin değil … Yapı Kooperatifi işçisi olduğu belirtilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf ehliyeti, dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında resen gözönünde tutulması gerekir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
Davanın hasımda değil, temsilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddedilmeyip, gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtayın giderek Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Davada husumet, dosyadaki bilgi ve belgelere göre işveren şirket olan … Yapı Kooperatifi yerine, anılan şirketin yönetim kurulu üyesi ve temsilcisi …’e yöneltilmiştir. Davacının davasını … Yapı Kooparatifini temsil ettiği düşüncesiyle davalı aleyhine açtığının, bu durumda husumette değil, temsilcide yanılma halinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, eksikliğin mahkemece doğrudan (resen) dikkate alınıp gerçek hasma husumetin yöneltilmesi sağlanarak davanın sonuçlandırılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün, 2007/9-218 Esas, 2007/227 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş, davacıya dava dilekçesinde davalı adını düzeltmesi için önel verilerek … Yapı Kooperatifi’ne husumetin yöneltilmesini sağlamak ve bozma doğrultusunda gerekli araştırma yapılarak davacının kaza nedeniyle uğradığı iş göremezlik oranı, tarafların kusuru davacının uğradığı maddi zarar v.s belirlenerek tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar başlığında … davalı gösterilmek suretiyle bu davalı hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.