YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13350
KARAR NO : 2011/2476
KARAR TARİHİ : 21.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan Koski Genel Müdürlüğü vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 25.12.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasının %30 kazalı ve %70 oranında işveren kusuru sonucu meydana geldiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece,davacı eş ve çocuk yönünden istenen maddi tazminatların kurum gelirleri ile karşılandığından reddine,manevi tazminatlarında toplam olarak aynen kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç aşağıdaki nedenler gereği yerinde değildir.
1-Davacılar vekili dava dilekçesinde davacı eş ve çocuk Nida Nur için toplam 25.000.00-TL olarak istediği manevi tazminat miktarını ekli açıklama dilekçesi ile ;eş Zeynep için 15.000.00-TL, çocuk Nida Nur içinde 10.000.00-TL manevi tazminat olarak istediklerini belirttiği halde mahkemece davacıların isimleri belirtilmeksizin yazılı toplam tazminata karar verilmesi usule aykırıdır.
2- Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Öte yandan 26.10.2007 havale tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere, sigortalının ölümü nedeniyle hak sahipleri manevi tazminat talebinde bulunurken, sigortalının kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalının tam kusuruna dayanmıştır. Olayda davacılar murisinin %30 oranında kusuru bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı eş ve çocuğun talep ettikleri manevi tazminat miktarından bu nedenle, az bir miktar indirim yapılmak suretiyle manevi tazminatlara karar verilmesi gerekirken istemlerinin aynen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Mahkemece davacılardan çocuk Nida Nur’un hesaplanan 36.156.00-TL tavan zararının ,42.910.00TL’Lik Kurum son peşin sermaye değeri ile karşılanması nedenine dayalı olarak bu davacı yönünden istemin reddine karar verilmesi doğrudur.Ancak alınan hesap raporunda davacı eş yönünden hesaplanan tavan zarar 108.001.00-TL olduğu ve aynı Peşin sermaye değer bildirim yazısında Kurumca eş yönünden son peşin sermaye değerinin 80.806.00-TLolarak bildirildiği ve bu bildirime göre davacı eşin karşılanmayan 27.195.00-TL maddi tazminatının kaldığı açık iken maddi tazminatının Kurum gelirleri ile karşılandığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu yönden yapılacak iş,davacı eşin varsa karşılanmayan maddi zararının olup olmadığı yönünden hüküm tarihine yakın tarihte belli olan verilere göre yeniden yönteme uygun şekilde aktüerya uzmanı bir bilirkişiden hesap raporu alıp ,hesaplanan tavan zarardan hüküm tarihine en yakın tarıhte belli olan son peşin sermaye değerini Kurumdan isteyip indirildikten sonra varsa kalan maddi tazminat yönünden davacının talebi de dikkate alınarak karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.