YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13379
KARAR NO : 2012/8187
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/02/2008 tarihinden itibaren 1 yıl çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz talebinin harcı yatırılmadığından reddine, davalılardan Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Dava, davacının 01/02/2008 tarihinden itibaren bir yıl süre ile davalı işyerinde çalıştığını tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmü gözetildiğinde, somut uyuşmazlığın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece davacının şikayeti üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/3423 sayılı soruşturma dosyasının mevcut olmasına rağmen bu dosya dava dosyası kapsamına alınmadan, bu dosyadaki ifadeler değerlendirilerek aynı işyerinde dava konusu dönemde çalışan davacı dışında çalışan bulunup bulunmadığı tespit edilmeden, mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemde çalışması bulunan bordro tanıkları ya da kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği, SGK ilgili il müdürlüğünden işçinin dosya kapsamında bulunan işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarası belirtilerek dönem bordrosu bulunup bulunmadığının sorulmadığı ortadadır. Bir başka anlatımla dinlenen tanıkların aynı iş yerinde resmi kayıtlara geçmiş bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı olup olmadığı, dava konusu döneme ilişkin işyeri bordrosunun bulunup bulunmadığı ve davacının çalıştığının tespitini istediği dönem yöntemince araştırılmamıştır.
Yapılacak iş; … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/3423 sayılı soruşturma dosyasının dava dosyası kapsamına alınarak davacının hazırlık beyanının değerlendirilmesi suretiyle ifadesinde davacı dışında bir bayanın daha çalıştığına yönelik beyan göz önünde bulundurularak varsa adı geçen başka çalışan(lar)ın tespit edilmek ve tanık olarak dinlemek, davalı işyerinin adresi belirtilmek suretiyle SGK ilgili İl Müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek Odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle davalı iş yerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve böylecegerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; davacı 01/02/2008 tarihinden itibaren bir yıl çalıştığının tespitini talep ettiği halde mahkemece davacının talebi ile bağlı kalınmak yerine 01/02/2009 tarihini aşar şekilde 08/12/2008 – 08/02/2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesi “Taleple Bağlılık” kuralına aykırıdır. Bu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece tüm bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.