Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/13576 E. 2011/2209 K. 15.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13576
KARAR NO : 2011/2209
KARAR TARİHİ : 15.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, … sigortalısı olmadığının, SSK. Sigortalısı olduğunun ve prim borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 19.7.1998-26.11.1999 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalılığı ile çakışan 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun kabulü ile 1479 sayılı Yasa kapsamında kabul edilen … sigortalılığının iptali ve prim borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine, davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık kapsamında ödediği primlerinin 5458 sayılı Yasa’nın 16 madde uyarınca, geçerli bulunan 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalılığına aktarılabileceğinin tespitine karar vermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 19.7.1998 tarihinde Limited Şirket ortaklığından dolayı resen 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalısı olarak tescilinin yapıldığı, hiç prim ödemesinin bulunmadığı, 22.5.1997 tarihinden itibaren Sivas Ortadoğu Eğitim Yayıncılık Limited Şirketi ortaklığının devam ettiği, 506 sayılı Yasaya tabi çalışmalarının 16.12.1996-18.7.1998 tarihleri arasında ve 29.11.1999 tarihinden itibaren devam eder şekilde olduğu, Kurumca yargılama aşamasında 20.3.2010 tarihinde davacının 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalılığının tescil tarihi itibariyle 5510 sayılı Yasanın Geçici 17. madde uyarınca durdurulduğu, böylelikle artık davanın konusunun kalmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesinde; “Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir.” denilmek suretiyle mahkemenin tarafların talebiyle bağlı olup, talebin fazlasına karar veremeyeceği belirtilmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının talebi sigortalılıklarından hangisine üstünlük tanınacağına ilişkin olduğu halde, mahkemece talep aşılmak suretiyle davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılık kapsamında ödediği primlerinin 5458 sayılı Yasa’nın 16 madde uyarınca, geçerli bulunan 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalılığına aktarılabileceğinin tespitine karar verilerek, açıkça H.U.M.K’nun 74. maddesine göre talep dışına çıkılmış olması da kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Mahkemece, davacının 1479 sayılı Yasaya tabi … sigortalılığının tescil tarihi itibariyle 5510 sayılı Yasanın Geçici 17. madde uyarınca durdurulması nedeniyle, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.