YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14242
KARAR NO : 2012/8406
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde davanın kesin mehil nedeniyle reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 17.11.2006 tarihinde uğradığı iş kazası nedeniyle maddi ve manevi zararını giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dosyanın kusur oranlarının tespiti yönünden bilirkişi incelemesine esas olmak üzere 20 günlük kesin mehil verilerek davacının yapılan ihtara rağmen bu sürede masrafların karşılanmadığı gerekçesi ile de davanın kesin süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden özellikle SGK’nun 16.6.2009 tarihli yazı içeriğinden davacının maluliyet talebinde bulunmaması nedeniyle henüz maluliyet oranının belirlenmediği, maluliyet oranının tespiti için 14.10.2009 tarihli celsede dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevki için HUMK 163.maddesi uyarınca davalı … vekiline kesin mehil verildiği, 18.11.2009 tarihli celsede maluliyet oranın tespiti açısından Adli Tıp Kurumu raporunun beklenmesi ile birlikte kusur oranının tespiti için dosyanın İstanbul nöbetçi İş mahkemesine sevki ve gerekli masrafları vermek üzere kesin mehil verildiği bir sonraki celse olan 10.2.2010 tarihinde de verilen sürede masraf verilmemesi nedeniyle davanın kesin süreden reddine karar verildiği görülmüştür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; HUMK’nun 163. Maddesinde yer alan “kesin önel” kuralı davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacını güden tarafın davranışlarını önlemek için getirilmiştir. Genelde davayı uzatmak gibi eğilim veya davranışların davalı tarafından yapıldığı bilinen bir gerçek ise de, HUMK’nun 163. Maddesinde aynı davranışların davacı tarafından da yapılabileceği öngörülerek düzenleme getirilmiştir. Ne var ki, taraflar için sonuçları oldukça ağır olabilecek bu hükmün uygulanmasında oldukça özenli davranılmalıdır. H.G.K.’nun 28/02/1968 gün ve 1/922-116 sayılı Kararında da benimsendiği gibi, hakimin kesin önel verirken tarafların özel durumlarını dikkate alması gerekir ve yine hakimin verdiği sürenin olayın özelliklerine uygun olması gerekir. Yine, H.G.K.’nun 18/02/1983 gün ve 1/1284-141 sayılı ilamında da belirtildiği gibi, tarafın kesin önele
uymaması halinde bunun sonuçlarının açıkça anlatılması ve kesin önele uyulmadığı takdirde davanın bu nedenle reddedileceği açıkça belirtilmelidir. HUMK’nın 163. Maddesinde, kesin önele uyulmaması halinde davanın reddedileceği düzenlenmediği için sırf HUMK’nın 163. Maddesine yapılan atıf, açıklanan anlamda hukuki sonuç doğuran bir kesin önel değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.