Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2022 E. 2011/2675 K. 24.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2022
KARAR NO : 2011/2675
KARAR TARİHİ : 24.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının eş, anne ve babanın maddi ve manevi kardeşlerinin ise manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacılar murisinin 20.7.2005 tarihinde gerçekleşen iş kazasında öldüğü 27.10.2005 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettiş raporu ile olayın iş kazası olduğunun ve asıl işveren … A.Ş.’nin %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ,olay sonrası sağ eş davacı … ‘ye iş kazası sigorta kolundan gelir bağlandığı sigortalının anne ve babası olan davacılar Rukiye ve Mehmet’e gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmadığı Mahkemece bu davacılar yönünden sigortalı ölenin bakmakla yükümlü olup destek sağlamasının ahlaki bir görev olduğu kabul edilerek anne ve baba yönünden maddi ve manevi tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 24. maddesinde, sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının % 70 inden aşağı ise artanı, eşit hisseler halinde sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verileceği, ancak, bunların her birinin hissesinin sigortalının yıllık kazancının % 70 inin dörtte birini geçemeyeceği bildirilmiştir.
4958 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesindeki “ geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibarelerinin değiştirilip yerine” Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” ibarelerinin getirtilmiş olması bu tür yeni yasaların yürürlüğe girmeleri ile birlikte derhal tesirini husule getireceği henüz kesinleşmemiş olan eldeki dava yönünden de dikkate alınması gerekeceği tartışmasızdır.Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur.
Somut olayda Sosyal Güvenlik Kurumunca tahkikat sonucunda olayın iş kazası olarak kabul edildiği ancak davacı anne ve babaya gelir bağlanıp bağlanmadığının mahkemece araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacı anne ve babaya Kurum tarafından iş kazası sigorta kolundan ölüm  geliri bağlanıp bağlanmadığı araştırılarak ;davacıların sosyal güvenlik Kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadığı ve 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıklar hariç her ne ad altında olursa olsun gelir ve aylık alıp almadıkları tespit olunmalı, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmadıklarının ve bunlardan gelir ve aylık almadıklarının tespiti halinde davacılara Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatta bulunmak, gelir bağlanma taleplerinin reddi halinde giderek SGK. Başkanlığını hasım göstererek iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti” davasını açmak üzere önel vermek, o davayı bu dava için bekletici mesele saymak, kesinleşen mahkeme kararı ile dava reddedilmiş ise maddi tazminat isteminin reddine karar vermek, dava kabul edilmiş ise Kurumca bu işlemlerin yapılmasından sonra davacıya bağlanan gelirin hüküm tarihine en yakın tarihteki en son peşin sermaye değerini sormak, hüküm tarihine en yakın tarihteki veriler gözetilerek davacıların maddi zararlarını yeniden hesaplatmak, hesaplanan bu miktardan bağlanan gelirin en son peşin sermaye değerini düşmek suretiyle karşılanmayan maddi zarar miktarını tespit ederek maddi tazminat  konusunda çıkacak sonuca göre  bir karar vermektir.
Öte yandan davacılarının murislerinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasında muris sigortalı işcinin % 10 davalı asıl işveren … Gelik İnşaat …nin % 60 ,Cengiz Harita Ltd.Şirketinin %30 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
23.3.2006 tarihli dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere davacılar , zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunurken, kazanın meydana gelmesinde murislerinin hiçbir kusurunun olmadığını belirtmiş, giderek davalıların tam kusuruna dayanmış, yargılama sırasında yaptırılan kusur incelemesinde davacıları murisinin %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece, davacılar sağ eş Yasemin anne ve baba Mehmet ve Rukiye yönünden talep edilen manevi tazminat miktarından az da olsa bir miktar indirim yapılmak suretiyle manevi tazminatın belirlenmesi gerekirken bu davacılar yönünden isteğin aynen hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenle  BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 24.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.