Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2056 E. 2011/2887 K. 29.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2056
KARAR NO : 2011/2887
KARAR TARİHİ : 29.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçirmiş olduğu kaza nedeniyle iş göremezlik oranının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekillerince temyiz edilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının sürekli işgöremezlik oranının % 55’in üzerinde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının sürekli işgöremezlik oranının % 55 olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir
Somut olayda 13.03.1999 tarihinde geçirdiği iş kazası sonrası … çarpması nedeni ile sol kolunun dirsek altından, sağ elinin orta parmağı ile her iki ayağının serçe parmaklarının kesilen davacının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 07.11.2006 tarihli raporunda % 55 oranında sürekli işgöremez duruma geldiğine karar verilmiş, davacı yanca bu rapora itiraz edilmesi üzerine, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 01.07.2009 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik oranının % 53 olarak belirlenmesi nedeni ile mahkemece Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile daha yüksek olarak belirlenen oranın davacı yararına olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Hakkı kamu düzenine ilişkin olduğundan bu hakka ilişkin davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalar, daha çok tarafların dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalardır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda hakimin kararını( hükmünü) tarafların bildirmiş oldukları vakıalara dayandırılabilmesi için onların varlığına kanaat getirmiş olması gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olmayan vakıaları da hakim kendiliğinden inceleme konusu yapar. Bundan başka hakim tarafların ileri sürmedikleri vakıaları da kendiliğinden araştırıp kararını bu vakıalara dayandırabilir ve davanın ispatı için bütün delillere kendiliğinden başvurabilir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade ederek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu, giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun “Adli Tıp Genel Kurulu’nun görevleri” başlıklı 15/f. maddesinde, Adli Tıp Genel Kurulu’nun, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı belirtilmiştir.
Mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik oranının saptanması açısından, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile çelişen Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinin raporuna davacı tarafından itiraz edildiğine göre, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan rapor alınması ve aradaki çelişkinin giderilmesi, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan tarafından oranın % 55’in üzerinde belirlenmesi halinde tespit edilen oran, aksi takdirde kararı davalı işverenin temyiz etmediği ve YSK’ca verilen kararın davalı Kurumu bağlayacağıda gözetilerek YSK’ca belirlenen % 55 oranına geçerlilik tanınarak sonuca gidilmesi gerektiği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine , 29.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.