YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2288
KARAR NO : 2011/2571
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 10.5.2004- 5.7.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun ve davalı …Triko Örme San. Ve Tic. AŞ’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 10.05.2004-05.07.2005 tarihleri arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, triko ustası olan davacının 10.05.2004-05.07.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı kabul edilmiş ise de varılan bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olan bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği ya da çalıştıklarının kurumca tespit edilip edilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu yasal koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmasının konusu, sürekli kesintili mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve posta başı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendikten sonra ücret konusu üzerinde durulmalı, tespiti istenilen sürenin evvelinde ve sonrasında beyyine başlangıç sayılabilecek ödeme belgeleri ve sair bu nitelikte bir belge yoksa Hukuk
Muhakemeleri Usulü Kanunun m.288 de yazılı sınırları taşan ücret alma iddialarında yazılı delil aranmalı, bu sınırlar altında kalan ücret alma iddialarında ücret miktarları tanıklardan sorulmalı, 506 sayılı Yasa’nın 3/B-D maddeleri ile 5510 sayılı Yasa’nın 6/a-c maddelerinde de olduğu gibi ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığı özellikle saptanmalıdır. Bu davalarda işverenin kabulünün tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı göz önünde tutulmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yukarıda açıklanan hususlar, yeterli ve gerekli bir araştırmayla ve deliller hep birlikte değerlendirilerek aydınlığa kavuşturulduktan sonra o çalışmanın sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, ya da ne zaman bu niteliğe kavuştuğu yönü üzerinde durulmalı ve çalışmayı kapsama alan yasanın yürürlük tarihinden sonraki dönem için hizmetin tespitine karar verilmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 01.03.1974 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alınan davalı şirkete ait triko fabrikasında örmeci olarak çalışan davacının 05.07.2005-20.05.2006 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirildiği, bordro tanığı olarak dinlenen İsa Töngel ve Şaban Beklen’in davacının 2004-2006 yılları arasında davalı işyerinde kesintisiz çalıştığını ifade etttikleri ancak bordro tanığı Erol Telli’nin ise davacının 2005 yılının Temmuz ayında çalışmaya başladığını ve 2006 yılının Mayıs ayında çalışmasının sona erdiğini beyan ettiği, davalı işveren tarafından sunulan ve davacı işçinin imzasını taşıyan “Belirli-Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi” ve “Hizmet Mukavelesi” başlıklı belgelerde davacının 05.07.2005 tarihinden itibaren çalışmaya başlayacağının kararlaştırıldığı, “Tutanak” ve “İşe Başlama Tutanağı” başlıklı belgelerde davacının çalışmasının 05.07.2005 tarihinde başladığı, “Taahhütname” ve “Zimmet Tutanağı” başlıklı belgelerin 05.07.2005 tarihinde tanzim edildiği, işe giriş bildirgesinde davacının sigortalının işe başlayacağı tarihin 05.07.2005 olarak Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının sigortalı çalışmalarının, işe giriş bildirgesi ve yukarıda anılan belgelerde yazılı olduğu biçimde 05.07.2005 tarihinde başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, işe giriş bildirgesi, iş sözleşmesi ve diğer belgelere göre davacının 05.07.2005 tarihinde işe başladığı ve sigortalı çalışmaların da buna uygun bir biçimde Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacının imzasını taşıyan belgelerde yer alan işe başlama tarihi kural olarak davacıyı bağlar. Ancak 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmediğinden davacının Kuruma bildirilen tarihten önceki bir tarihte çalışmaya başladığı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlendiği takdirde bu döneme ilişkin hizmetin tespiti mümkündür.
506 sayılı Yasanın 6.maddesine göre işe alınmalarıyla birlikte kendiliğinden “sigortalı” olanlar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.
Davacı işçinin fiilen çalıştığı döneme ait sigorta hakkından sonraki bir tarihte düzenlenen belgeler ile sebepsiz vazgeçmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi işveren tarafından çalışmanın koşulu kabul edilen belge ve sözleşmelerde yer alan şartlar üzerinde işçinin müzakere imkanının tam anlamıyla bulunmadığı düşünüldüğünde, tespit edilecek fiili çalışmaların yazılı belgelere üstün tutulması, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Mevzuatının temel prensibi olan “işçinin korunması temel ilkesi” gereğidir.
O halde, davacının sigortalı çalışmalarının 05.07.2005 tarihinden önceki bir tarihte başlayıp başlamadığının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmesi için yöntemince araştırma yapılmalıdır.
Yapılacak iş; davalı işyerinden davacının özlük dosyasını ve imzalı ücret tediye belgelerini getirmek, bordro tanıklarını dinlemek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun ve davalı …Triko Örme San. Ve Tic. AŞ’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …Triko Örme San.ve Tic. A.Ş.’ne iadesine, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.