YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3086
KARAR NO : 2010/6016
KARAR TARİHİ : 27.05.2010
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 10.09.1993-30.04.2002 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum ve … ve … Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. Vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı şirkete ait … yerinde 10.09.1993-30.04.2002 tarihleri arasında kuruma bildirilmeyen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı şirkete ait işyerinde ,01.01.1996-30.04.1996 tarihleri arasında 120 gün,01.09.1996-14.02.1998 tarihleri arasında 524 gün, 06.10.1999-17.02.2000 tarihleri arasında 131 gün, 01.04.2001-08.05.2001 tarihleri arasında 38 gün, 01.01.2002-30.04.2002 tarihleri arasında 120 gün , günün asgari ücreti ile çalıştığının tesbitine,fazla istemin reddine, davalı … işyerinde ki çalışmalarının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 15.02.1998 tarihinde … ve … Tekstil Ltd.şti unvanlı (1014498) sicil nolu … yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 06.06.2003 tarihinde Kurum’a verildiği,SSK Hizmet cetvelinde, 15.03.1995 , 18.02.2000 , 09.05.2001 tarihlerinde işe girişinin ve 05.10.1999 , 30.03.2001 tarihlerinde işten çıkışının hizmet cetvelinde görüldüğü, davalı şirketin 51014498 sicil nolu … yerinde;15.03.1995 tarihinde başlayan, 1995 yılında 165 gün,1996/2.dönemde75 gün,15.02.1998-05.10.1999 tarihleri arasında 410 gün,18.02.2000 tarihinde başlayan ,2000 yılında 312 gün,01.01.2001-30.03.2001 tarihleri arasında 90 gün, 09.05.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 233 gün,01.01.2002-10.05.2002 tarihleri arasında 130 gün çalışmasının Kurum’a bildirildiği,1993-1995 yılları arası dönem bordrolarının bir kısmının,1996/1-2002/1. dönem arası dönem bordrolarının tümünün geldiği,bordrolarda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar hizmetinin bulunduğu,davalı işyerinin 02.02.1995 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, halen faal olduğu,davalı … ve … Limited Şirketi’nin 02.02.1995 tarihinde tescil edildiği,ortaklarının … ve … olduğu,1996,1997,1998,1999,2000 yıllarında da tescil edildiği,dinlenen tanıkların tesbitine karar verilen dönemin tümünde davacı ile birlikte çalışan kişiler olmadıkları anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kurum’a verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya … ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan,uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu … yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak …; davacının temyizinin bulunmadığı dikkate alınarak, tesbitine karar verilen dönemlere ait S.G.K.’na verilen tüm dönem bordroları yöntemince dosyaya eklenerek bu dönem bordrolarında kayıtlı ve tesbiti talep edilen dönemlerde davacı ile birlikte çalışan tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 27.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.