YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3615
KARAR NO : 2011/4075
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum kayıtlarında yanlış yazılan baba adının nüfus kayıtlarına uygun olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında “…” olarak görülen baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.01.1979-31.12.2003 tarihleri arasında 8 farklı işyerinde kesintili olarak 7250 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmasının olduğu, … oğlu,1960 … doğumlu …’nin 01.02.1982 tarihinde … Lastik Sanayi Ticaret A.Ş .unvanlı …. sicil nolu işyerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 26.02.1982 tarihinde, … oğlu,1960 … doğumlu …’ nin 01.01.1979 tarihinde … Pide Salonu.unvanlı … sicil nolu işyerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 09.01.1979 tarihinde kurum kayıtlarına girdiği, zabıta araştırması yapılmadığı,Nüfus Müdürlüğünce, … oğlu 1960 doğumlu … ismine rastlanmadığının bildirildiği,dinlenen tanıkların 1986 ve 1992 yıllarında davacı ile birlikte çalışan bordro tanıkları oldukları,dönem bordrolarının istenmediği,23.05.2007 tarihli bilirkişi raporunda, 01.01.1979 tarihli giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının tesbit edildiği,01.02.1982 tarihli giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu tür aidiyet davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan çalışmaların başka bir sigortalıya ait olup olmadığı noktasında titizlikle inceleme yapılması ve toplanan delilerle hiçbir kuşku ve duraksamaya yol açmayacak şekilde hizmetin gerçekte kime ait olduğunun saptanması gerekir.
Somut olayda ; “… oğlu 1960 … doğumlu” başka bir kişinin olup olmadığı konusunda zabıta araştırması yapılmadığı, hizmet cetvelinde görülen işe giriş tarihlerinde giriş bildirgesi verilip verilmediğinin, verilmiş ise bildirgelerdeki kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin aynı olup olmadığı karşılaştırılarak ihtilaflı dönemlerin tesbit edilmediği, davacının çalışması görülen 8 ayrı işyerine ait dönem bordroları istenerek her bir işyerindeki çalışmaların davacıya ait olup olmadığı konusunda bordro tanığı dinlenmediği anlaşılmış olup eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacı adına verilmiş tüm işe giriş bildirgelerini getirtmek, bildirgelerdeki kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerini karşılaştırarak ihtilaflı dönemleri tesbit etmek, “… oğlu 1960 … doğumlu” başka bir kişinin olup olmadığı konusunda zabıta araştırması yaptırmak, varlığının saptanması halinde hak alanını ilgilendireceğinden bu kişiye husumetin yöneltilmesini sağlamak, 1979 yılı ve tesbit edilecek diğer ihtilaflı dönemlere ilişkin o dönemlerde her bir işyeri için ayrı ayrı aynı işyerinde çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişileri dinlemek,bu olmazsa komşu işyerlerinde çalışan işveren veya çalıştırdıkları kişiler tespit edilerek bilgilerine başvurmak uyuşmazlık konusu olan dönemde çalışan kişinin gerçekten davacı olup olmadığını saptamak, tüm belge ve beyanlar değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.