Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/3734 E. 2010/6019 K. 27.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3734
KARAR NO : 2010/6019
KARAR TARİHİ : 27.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 25.3.2002-8.7.2004 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait … yerinde 25.03.2002-08.07.2004 tarihleri arasında geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile, davacının davalı işveren … ünvanlı … yerinde 23.05.2003 ile 08.07.2004 tarihleri arasıda asgari ücretle kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, sigortalı gösterilen kısımların dışlanmasına, bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının davalı işyerinde 23.05.2003 tarihinde başlayan 99 günlük çalışmasının Kurum’a bildirildiği,tesbiti talep edilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının olmadığı,23.05.2003 taihinde … unvanlı işyerinde çalışmaya başladığına dair imzalı bildirgenin 22.05.2003 tarihinde Kurum’a verildiği, 2003/5-10. aylara ait ücret bordrolarının geldiği,bordrolarda davacının 2003/5 .ayda 9 gün,6. ayda 30 gün,7. ayda 30 gün,8. ayda 30 gün,9. ayda 30 gün ve 10. ayda 22 gün çalışmasının olduğu,bordroların imzasız oldukları, 2003/2. dönem bordrosunun geldiği,başka bordro verilmediği,bordroda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar hizmetinin olduğu,davalı işverene ait 1042965 sicil nolu işyerinin 23.05.2003 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, halen faal olduğu,dinlenen bordro tanıklarının davacı ile bildirim yapılan sürelerde birlikte çalışan tanıklar oldukları, komşu işyeri tanığı olduğunu beyan eden tanıkların belgelerinin getirtilmediği,davacının noter vasıtasıyla 21.10.2004 tarihinde 25.03.2002-08.07.2004 arasında sürekli çalışmasına rağmen SGK’na bildirimlerinin eksik yapılmış olması ,tatil ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemiş olması nedenleriyle … akdini 08.07.2004 tarihinde feshettiğine dair ihtarname çektiği,işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığının Adli Tıp raporu ile tesbit edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen
sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kurum’a verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya … ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan, uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu … yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan, davalı işverene ait …,… ve … … merkezlerinde işyeri veya şubelerinin olup olmadığı, var ise hangi tarihler arasında faaliyette bulunduğu, bu işyerlerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınıp alınmadıkları , Kurum’a dönem bordrosu verip vermedikleri araştırılmadan ,komşu işyeri tanığı olduklarını beyan eden tanıkların belgeleri getirtilmeden eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Yapılacak …; davalı işverene ait …, … ve … … Merkezlerinde işyeri veya şubelerinin olup olmadığını, davalı Kurum’dan ve ilgili Belediye Başkanlığından sormak, bu konuda zabıta araştırması yaptırmak, var ise hangi tarihler arasında faaliyette bulunduğunu, bu işyerlerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınıp alınmadıklarını , Kurum’a dönem bordrosu verip vermedikleri araştırmak,dönem bordrosu verilmiş ise bordrolarda ismi geçen davacı ile birlikte uyuşmazlık konusu dönemin tümünde çalışan bordro tanıklarını tesbit ederek dinlemek,dinlenen davacı tanıkları Emel Tanrıöver ve Hasan Doğan’ ın komşu işyeri tanığı olduklarına dair SSK belgelerini getirtmek, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle davacının kısmi çalışmalarının bildirildiği işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların işçilik alacaklarına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan …’ya iadesine, 27.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.