Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4145 E. 2011/6156 K. 11.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4145
KARAR NO : 2011/6156
KARAR TARİHİ : 11.07.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 05.08.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 33 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 1.471,80 TL maddi, 42.900,00 TL manevi tazminatın 05.08.2004 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerinden ise de, yasa ve sözleşmelere aykırı olarak işverence az prim ödemek amacıyla SGK’na ibraz edilmek üzere belge düzenlenip bunun sigortalıya imzalatılması halinde bunun aksinin eş değer belge ile kanıtlanması olanak dahilinde bulunmaktadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; dava dilekçesi ile davacı, en son aldığı ücretin 900,00 TL olarak belittiği, dava dilekçesine eklediği 01.01.2006-31.12.2006 tarihleri arasındaki döneme ait cari hesap ekstresinde davacının ocak ayı ücretinin 845,00 TL şubat, mart, nisan, mayıs ve haziran ayı ücretlerinin ise 900,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan 2004 yılı şubat ayı imzalı ücret bordrosunda aylık net ücretin 303.079.500 TL (303,07 TL), 2005 yılı Ocak-Eylül ayları için 358,25 TL), 2006 yılı Ocak-Kasım ayları için 380,46 TL), olduğu, davalı şirketin yetkilisi tarafından düzenlenen 01.09.2009 tarihli yazı da ise davacının aylık ücretinin 820,00 TL ve 900,00 TL olduğunun yazılı olduğu ayrıca İstanbul … Teknisyenleri Odasınca … teknisyenin ücretinin net asgari ücret ile bunun üç katı arasında değiştiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan 17.09.2009 tarihli raporda ise ikili bir hesaplama yapılarak kaza tarihinde günlük ücretin hesap ektresinde belirtilen (900,00 TL) ücrete göre (asgari ücretin 2,36 katı) yapılan hesaplama sonucu bulunan maddi zarar 104,737,04 TL olduğu, İş yeri kayıtları ve imzalı ücret bordrolarında belirtilen ücret dikkate alındığında kaza tarihindeki aylık net ücret 358,28 TL kabul edilerek (asgari ücretin 1,02 katı) yapılan hesaplama sonucu bulunan maddi zarar 51,770,61 TL olduğu mahkemece imzalı ücret bordrolarındaki ücret esas alınarak Kurum tarafından ödenen 2.656,14 TL geçici iş göremezlik ödeneği ile bağlanan sürekli iş geremezlik ödeneklerinin en son peşin sermaya değeri olan 47.606,22 TL düşülerek bulunan 1.471,80 TL tazminata karar verildiği görülmektedir. Somut olayda, davacı işçinin … teknisyeni ve ustabaşı olarak çalıştığı yapılan işin vasıf ve mahiyetine göre, asgari ücret düzeyinde bir ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, giderek, iş yeri imzalı ücret bordroların gerçeği yansıtmadığı açık-seçiktir. Nitekim dava dilekçesinde ekli hesap ekstresinde de 2006 yılında aylık 900,00 TL (asgari ücretin 2.36 katı) ücret aldığı ve bu miktarı doğrulayan işveren tarafından ilgili makama verilmek üzere yazılı belge olduğu da görülmektedir. Bu nedenle imzalı ücret bordrolarına göre yapılan hesaplama ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş, dava dilekçesi ekinde bulunan hesap ekstresinin kaza tarihi olan 05.08.2004 tarihinden itibaren iş yeri kayıtlarından ve ilgili bankadan asıllarını getirtmek, davacıya imzalı ücret bordrolarında gösterilen ücretten farklı bir ücret ödemesi yapıldığının ve bu ödemelerin sürekli olduğunun anlaşılması halinde imzalı ücret belgelerinin aksinin iş yeri kayıtları ve banka kayıtları ile ısbat edilmiş sayılacağından yüksek olan ücretle çalışacağı kabul edilerek gerçek ücrete göre sigortalının tazminatını yeniden hesaplatmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre SGK tarafından hesaplanarak bildirilecek peşin sermaye değerini hesaplanan bu zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı da fazladır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgililerine iadesine, 11.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.