YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4168
KARAR NO : 2010/7734
KARAR TARİHİ : 29.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 01.04.1978-04.06.1979 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Davacı, davalı işyerinde 1.4.1978-4.6.1979 tarihleri arasında çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin.1.4.1978 olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonucunda davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş ise de bu sonuç bozma gereği yerine getirilmeden eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 1.4.1978 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kurum’a süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kurum’a verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kurum’a verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten Emniyete yazılan yazıda, işyerinin 15 yıl önce kapandığının bildirildiği , bozma ilamında değinilen komşu işyerleri ile komşu işyeri tanıklarının tesbit edilmediği, davacının emekli olduğu bildirildiğinden emeklilikte tesbitini istediği sürelerin değerlendirilip değerlendirilmediği, şahsi sicil dosyasının tüm bilgi ve belgeleriyle gönderilmediği görülmektedir.
Yapılacak iş; 1.4.1978 tarihli bildirgenin verildiği işyerinin 506 sayılı Yasa’nın 5. maddesi gereğince, yasa kapsamında olan bir işyeri olup, işyerinden bildirge tarihinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin tesbiti ile bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının emekli olduğunun bildirilmesi karşısında, SSKşahsi sicil dosyasının tüm bilgi ve belgeleriyle birlikte Kurum’dan istenerek emeklilikte tesbitini istediği sürenin kullanılıp kullanılmadığını denetlemek, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasa’nın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının .bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.6.2010. gününde oybirliğiyle karar verildi.