Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/423 E. 2011/1064 K. 14.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/423
KARAR NO : 2011/1064
KARAR TARİHİ : 14.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu ölen oğlundan dolayı ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, hak sahibi annenin iş kazası sonucu ölen oğlundan ölüm geliri bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkeme, davacının ölen oğlu tarafından geçiminin sağlanmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar vermiştir.
Davacının oğlu …’ın 02.09.2003 tarihinde meydana gelen kaza sonucu öldüğü, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, ölen tarafından geçiminin sağlanmadığı neden gösterilerek Kurumca davacıya ölüm geliri bağlanmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanunun 24. maddesinde düzenlenmiş bulunan, “sigortalının ölümü halinde geçimi sigortalı tarafından bağlandığı belgelenen ana ve babasına gelir bağlanacağına” ilişkin hüküm, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 35. maddesi ile “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verilir” şeklinde değiştirilmiş, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 20. maddesinin yollaması ile aynı Yasanın 34/d maddesi ile de “diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya aylık bağlanır”, şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Kanundaki değişiklikler ve düzenlemeler dikkate alınarak, davacıya aylık ya da gelir bağlanıp bağlanmadığı usulüne uygun olarak araştırılıp, yasadaki koşullar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yürürlükten kalkan hüküm itibariyle sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.