YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4671
KARAR NO : 2011/5564
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar ödenmesi gerektiğinin tespitiyle, ödenen aylıklar nedeniyle Kuruma borçlu olmadığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, yetkisizlik nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının yurt dışından işsizlik yardımı aldığı gerekçesi ile yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Davalı Kurumca süresi içerisinde yetki itirazında bulunulmuştur.
Yerel Mahkemece; “dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, yetkili mahkemenin Adana Iş Mahkemeleri olduğuna,” karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, yetkili mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
HUMK 9. maddesinde tanımlanan genel yetki kuralına koşut hüküm içeren 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde, “İş Mahkemelerinde açılacak her dava açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği, 15. maddesinde; bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.Genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında, HUMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin İş Mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 17. maddesi uyarınca; “Hakiki veya hükmi bir şahsın muhtelif mahallerde şubeleri bulunduğu takdirde o şubenin muamelesinden dolayı iflas davası müstesna olmak üzere o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava ikame olunabilir”.”Kurum adına işlem yapmaya yetkili bulunmak” şubenin tanımından ortaya çıkan bir sonuç olup, şubenir bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasında tek başına yeterli değildir. Şubenin bulunduğu yer yetkisi, o şubenin yapmış olduğu işlemlerden, davacıya ait işlemlerin yürütülmesinden doğan uyuşmazlıklarda geçerli bulunmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Adana SSK İl Müdürlüğü tarafından davacıya 01.01.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanadığı, yurt Dışı Borçlanma ve Tahsisler Daire Başkanlığı’nın 08.09.2008 tarihli Sigortalı Emeklilik Daire Baaşkanlığı’na gönderidiği yazı ile “Davacının 30.03.1971-19.10.1991 tarihleri arasında çalıştığı, 19.04.1993-27.03.1995 tarihleri arasında işsizliki yardımı aldığının tespit edildiğinin” bildirildiği bu nedenle davacının isteğe bağlı sigortalı olduğu dönemde işsizlik yardımı alması nedeni ile isteğe bağı sigortalılığının ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığının iptali gerektiğinin bildirildiği, bunun üzerine Balıkesir Sosyal Sigortalar İl Müdürlüğü tarafından Kasım 2008 tarihli yersiz bağlanan aylığın iptaline ilişkin form düzenlendiği, 01.01.2001-18.04.2009 tarihleri arasında ödenen aylıklar ile ilgili 37.162,35 TL borç çıkarıldığı bu nedenle davacı tarafından Balıkesir 1. İş Mahkemesinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davaya konu uyuşmazlık Sosyal Güvenlik Kurumu Balıkesir İl Müdürlüğü işleminden kaynaklanmaktadır. Tüzel kişilere karşı açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, tüzel kişilerin yerleşim yerinin, yani merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olmakla birlikte, şube işlemleri nedeniyle açılacak dava, taraf olarak bağlı bulunulan merkez davalı gösterilerek, şubenin bulunduğu yerde de açılabilir.
Davaya konu Kurum işlemi Balıkesir İl Müdürlüğünce yapılmıştır. Uyuşmazlığa konu Kurum işleminin bu şube muamelesinden kaynaklanmış olması karşısında, o yer iş mahkemesi yetkili kabul edilmelidir.HGK’nun 2008/10-329 E.2008/334 K,16.04.2008 tarihli ilamıda bu yöndedir.Hal böyle olunca yerel mahkemenin davanın esasına girip sonucuna göre karar vermesi gerekirken yetkisizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.