Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4754 E. 2010/8321 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4754
KARAR NO : 2010/8321
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 01.10.2001-01.12.2004 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının davalıya ait iş yerinde 01.10.2001-01.12.2004 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,Dairemizin bozma kararına uyulmasına rağmen gereği tam olarak yerine getirilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, dava konusu dönem içinde kanun kapsamında işyeri olup olmadığının tesbit edilmediği, 2001-2004 yılları arası dönem bordrolarının istendiği, davalı Kurum’ca olan bordrolar açıklaması ile 2003/2-2004/1 dönemleri arasındakilerin gönderildiği, ticaret sicil kaydına göre işyerinin 1997 yılından beri faal olduğu, davacının davalı işverene ait işyerinden davalı Kuruma çalışmasının bildirilmediği,işe giriş bildirgesi verilmediği, işverence imzalı ücret bordrosunun bulunmadığının bildirildiği, gelen bordrolarda adı geçen tanıkların davacının çalışması konusunda bilgilerinin olmadığı anlaşılmıştır. Davacının delileri arasındaki 15.10.2003 tarihli davacı adına kesilen trafik ceza fişinde adı geçen 42 KR 414 plakalı aracın 03.04.2003 yılından beri davalı şirkete ait olduğu, 42 HK 925(935) plakalı aracın dava dışı kişiye ait olduğu ,davacının bu aracın davalı şirket tarafından kiralandığını iddia etse de bu konuda delil ibraz edilmediği, dosya içinde davacı tarafından ibraz edilen 2003 yılına ait çok sayıda … Kargo taşımacılık … adına düzenlenen ambar tesellüm fişlerinde merkez adresinin İstanbul / …’nda olduğu, Konya daki şube adresi ile davalı işveren adresinin ise aynı olduğu, davacının söz konusu kargo taşımacılık işlerinin de davalı şirket tarafından yapıldığını iddia ettiği, işverenin ise bu tesellüm fişlerini davacının hırsızlık yolu ile elde ettiğini savunduğu, mahkemece bu konuda araştırma yapılmadığı, iki işyerinin aynı adreste olma sebebi, aralarındaki ilişkinin ne olduğu, işverenlerinin aynı olup olmadığı araştırılıp açıkça ortaya konulmadığı, tüm dönemi kapsayan bordro tanıkları veya komşu işyeri kayıtlarına geçen bordro tanıklarının dinlenmediği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; mahkemece dava konusu dönemde açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır.Hal böyle olunca anılan dönem yönünden eksik inceleme ile sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Yapılacak iş;işveren davacının sunduğu taşıma tesellüm belgelerinin hırsızlık yolu ile elde edildiği davalı işverence iddia edildiğinden “… Kargo taşımacılık …” işyerinden veya davalı işyerinden davacının hırsızlık yaptığı konusunda şikayet ve kovuşturma olup olmadığı varsa sonucunu araştırmak, “… Kargo taşımacılık …” adına düzenlenen ambar tesellüm fişlerinde merkez adresi İstanbul / …’nda olduğu, Konya’daki şube adresi ile davalı işveren adresinin ise aynı olduğu görülmekle, davacı söz konusu kargo taşımacılık işlerinin de davalı şirket tarafından yapıldığını iddia ettiğinden söz konusu kargo taşımacılığının sahibinin kimler olduğu, davalı şirket sahipleri ile aynı kişiler olup olmadığı, davalı şirket ile aynı adreste hangi sebeple bulunduğu,davalı şirket ile aralarındaki ilişkinin ne olduğu, dava konusu dönemde işleteninin kimler olduğu şoförler ve taşıyıcılar kooperatifinden, gerekirse “… Kargo taşımacılık …” işyeri merkezinden araştırılmak sureti ile kayıtlı olduğu yerler sorulup, resmi kayıtlarda kullanılan şirket veya gerçek kişi adı tesbit edildikten sonra bu isimle ticaret sicil kaydı, vergi kaydı, SSK kaydına göre faal olduğu dönem ve yerler ile işletenleri, ilgili yerlerden sorulmak sureti ile davalı şirket ile aynı adreste ne şekilde faaliyet gösterdiklerini araştırmak, dava konusu 01.10.2001-01.12.2004 tarihleri arasındaki döneme ait dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.