YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5227
KARAR NO : 2010/8104
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelmesi nedeniyle maluliyet oranının tesbitiyle, maddi zararının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının geçirdiği iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma gelmesi nedeniyle maluliyet oranının tesbiti ile maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı sonucunda davacının Adli Tıp Kurumuna maddi durumu iyi olmadığından kesin süre verilmesine rağmen gitmeyeceğini bildirdiği nazara alınarak istemin reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, kanun işgöremezlik halinin tespit edilmesi görevini SSK’nun 19/1 maddesi gereğince Kuruma vermiştir. Kurum bu saptamayı ya kendi sağlık tesisleri ve ya sevkedeceği sağlık kuruluşlarının sağlık kurulları aracılığıyla yaparak , ilgililer raporları yeterli görmeyerek yeniden muayene edilmelerini isterlerse Kurumca bu isteğin yerine getirilmesi ve son muayenede belirlenen arazlar dikkate alınarak verilmesi gerekir.
Son raporda sigortalıda oluşan arazların değiştiği veya önceki raporların gerçeği yansıtmadığı tesbit edildiği takdirde 506 sayılı Kanun’un 109 maddesindeki prosedür uygulanarak YSK’na Adli Tıp Kurumuna giderek Adli Tıp Genel Kurulundan veya Tıp Fakültelerinin konuda uzman anabilim dallarından rapor alınabileceği öngörülmüş olmakla 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesi de aynı şekilde düzenlemeler öngörmüştür.
Hal böyle olunca, “Kanun işgöremezlik halinin tespiti işlemi görevini Kuruma verdiğinden sosyal güvenlik açısından kamu düzenine ait olduğu nazara alınarak HUMK’nun 415. maddesindeki “resen icrası emrolunan muamelenin istilzam ettiği masrafı iki taraftan birinin veya her ikisinin tediye etmesine karar verilir ve bunun için takdir olunacak meblağ mahkeme kalemine tevdi olunur.
Tayin olunan müddet içinde işbu muameleye ait masraf tediye olunamaz ise ileride içap edenlerden istifa olunmak şartiyle Devlet Hazinesinden tediye olunmasına karar verilebilir” hükmü karşısında mahkemece, davacının Adli Tıp Kurumunun istediği filmler ile Adli Tıp Kurumuna gidiş geliş muayene vs gibi giderleri karşılayabilecek ekonomik gücünün araştırılarak (maaşı, geliri, irat geliri, tapuda gelir getiren toprağı, vasıtası, gelir getirecek geçimini sağlayacak şekilde hayvanları vs gibi ) ekonomik gücü varsa şimdiki gibi, yoksa Adlı Tıp giderlerinin HUMK’nun 415. maddesine göre ileride haksız çıkandan alınmak üzere karşılanarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 6.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.