Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5269 E. 2011/6112 K. 11.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5269
KARAR NO : 2011/6112
KARAR TARİHİ : 11.07.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 31.12.1985-7.4.1997 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalılığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındakalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 31.12.1985-07.04.1997 tarihleri arasında ödediği primler nedeni ile 1479 sayılı Yasa’ya tabi isteğe bağlı sigortalı olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 04.06.1998 tarihli bildirgeye göre 15.03.1985 tarihli vergi kaydı nedeniyle 15.03.1985 tarihi itibariyle tescil edildiği, 15.03.1985-31.12.1985; 01.12.1997-31.12.2001 ve 07.08.2003 ve devamı şeklinde vergi kaydının, 01.01.1983-31.12.1994 tarihleri arasında zirai kazançtan vergi kaydının 07.04.1997-29.07.2005, 31.10.2005-15.08.2005 ve 30.06.2006 ve devamı şeklinde Esnaf Odası, 31.12.1997-15.08.2005, 30.06.2006 ve devamı şeklinde Esnaf Sicil kaydının bulunduğu, 26.06.1998 tarihli Kurum yazısı ile davacıya 15.03.1985 tarihinden itibaren 1. basamaktan … sigortalı olarak tescilinin yapıldığı ve 30.06.1998 tarihi itibari ile toplam prim borcunun 340,70 TL (340.700.000 TL) olduğunun bildirildiği, davacanın 1998 yılında 7,10 TL (7.100 TL) 3 adet prim ödemesinden sonra 08.09.1999 tarihinde de 431,00 TL (431.000.000.TL) prim ödediği anlaşılmaktadır.
Davacının 1479 sayılı Yasa gereği tescili 04.06.1998 tarihinde yapılmış olmakla ve 01.01.1993-31.12.1994 tarihleri arasındaki vergi kaydının zirai kazançtan olması nedeniyle 1998 yılında yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olan 31.12.1985-07.04.1996 tarihleri arasında sigortalılık koşullarının bulunmadığı ortadadır.Ancak prim ekstesinde görülen 08.09.1999 tarihinde yapılan 431,00 TL (431.000.000TL) ödemenin geriye doğru 31.12.1985-07.04.1997 tarihleri arasındaki sigortalılık süresine ilişkin prim borcunu karşılayıp karşılamadığı veya ne kadarlık süreyi karşıladığı araştırılmamıştır.
Yapılacak iş; davacının 08.09.1999 tarihinde tahsil edilen 431,00 TL primin iptal edilen 31.12.1985-07.04.1997 tarihleri arasındaki döneme ilişkin prim borcunu karşılayıp karşılamadığını Kurumdan sormak, sözkonusu ödemenin karşıladığı süreler yönünden davalı Kurum tarafından primler tahsil edilip uzun süre kullandıktan sonra bu süreyi iptal etmesinin Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından bu süre yönünden davacının 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı kabul etmektir . Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.10.1997 gün ve 1997/10-578 Esas, 1997/758 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.07.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.