YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5628
KARAR NO : 2010/11845
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı, 23.08.1992 tarihinde geçirdiği kazanın is kazası olduğunun ve maluliyetinin tesbiti ile iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; REDDİNE ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ile davalılardan kurum vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile karşı taraf SGK vekili Avukat ….ile … vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, Dairemizin 2010/4198E 2010/10071K sayılı kararı ile davacıların karar düzeltme isteminin reddolunmuş bulunmasına, 23.08.1992 tarihindeki kaza ile sigortalıda sonradan ortaya çıkan demans hastalığı ve giderek sigortalının ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığının kesinleşmiş yargı kararı ile tespit edildiğinin anlaşılmasına, Sosyal güvenlik Kurumu’nun iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle sigortalının ölüm tarihine kadar hak ettiği gelirin ödenmesi istemi ile açılan davanın davalısı bulunmasına ve bu davanın tefrik edilerek tazminat davası ile birlikte sonuçlandırıldığının anlaşılmasına göre, temyiz eden davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun tüm, davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı … 13.05.1997 tarihli dava dilekçesinde, 23.08.1992 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle maddi tazminattan fazlaya ilişkin istem hakkını ve manevi tazminat istem hakkını saklı tutarak 100,00-TL maddi tazminatın …’den tahsil istemi ile kısmi davasını açmış ve 1997/57E sırasına kayıtlı bu davada davacının yargılama sırasında 22.08.1998 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.
Sigortalı … mirasçıları Mengen Asliye Hukuk (İş Mahkemesinin) 1999/42E’da kayıtlı davada murislerinin iş kazası sonucu öldüğünden bahisle maddi tazminattan fazlaya ilişkin istem hakkını ve manevi tazminat istem hakkını saklı tutarak 100,00-TL maddi tazminatın Üç Pınar Madencilik Tic Ltd Şti ile …’den müteselsilen tahsilini, Mengen Asliye Hukuk İş mahkemesinin 2002/155E’da kayıtlı davada murislerinin iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle 1000,00-TL maddi ve 1.500,00TL manevi tazminatın Üç Pınar Madencilik Tic Ltd Şti ile …’den müteselsilen tahsilini, Mengen Asliye Hukuk İş mahkemesinin 2003/10E’da kayıtlı davada ise murislerinin iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik oranının tespiti, gelir bağlanması ve ölüm tarihine kadar ödenmesi gereken sürekli iş görmezlik gelirinin mirasçılara ödenmesi ile sigortalının ölümünün iş kazasından kaynaklandığının ve hak sahiplerine iş kazası sonucu ölüm nedeniyle gelir bağlanması gerektiğinin tespitini istemiş ve bu davaların yargılaması sırasında anılan davaların 1997/57E sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilerek yargılama 1997/75E sayılı dosya üzerinden yürütülerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ilişkin verilen 21.07.2006 gün 57-96 sayılı kararın davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda hükmün onanmasına ve davacılar vekilinin onama kararının maddi yanılgıya dayalı olduğuna ilişkin itirazı üzerine 29.03.2007 gün ve 5051-5422 sayılı kararla Dairemizin 16.11.2006 tarihli onama kararı kaldırılarak, yerel mahkeme kararının “ iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik oranının ve ölümle iş kazası arasında illiyet bağının tespiti istemli dava ile tazminat istemli davaların bir arada görülemeyeceğinden, tazminat ve tespit davalarının tefrik edilerek tespit davasının tazminat davası için bekletici mesele sayılması gerektiği, tespit davası sonuçlandırılarak verilen hüküm kesinleştikten sonra tazminat ve birikmiş alacaklara yönelik davanın sonuçlandırılabileceğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında sigortalı ve hak sahiplerinin alacak ve tazminat istemine ilişkin davalar tefrik edilerek mahkemenin 2007/53E sırasına kayıt edilmiş diğer istemler bakımından 2007/36 Esas sayılı dosya üzerinden yargılama sürdürülmüştür. Mengen Asliye Hukuk (İş Mahkemesinin) 2007/36E sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda sigortalının ölmüş bulunması tekrar muayene edilmesinin mümkün bulunması nedeniyle ölüm tarihine kadar olan dönemdeki sürekli iş göremezlik oranının ve ölümün iş kazasına bağlı olarak geliştiğinin söylenemeyeceğine ilişkin tıbbi bilirkişi raporuna dayanılarak 09.09.2008 gün ve 36-71 sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş ve bu kararın davacılar tarafından temiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.07.2009 gün ve 2008/18628E-2009/10861K sayılı kararı ile onanmasına karar verilmekle kesinleşmiş, davacılar vekilinin onama kararının maddi hataya dayalı olduğuna ilişkin başvurusu ise Dairemizin 18.10.2010 gün ve 2010/41982010/10071K sayılı kararı ile reddolunmuştur.
Tefrik olunan alacak ve tazminat istemlerine ilişkin 2007/53E sırasında kayıtlı bulunan davada ise yapılan yargılama sonunda kesinleşen tespit davası da dikkate alınarak davacıların alacak ve tazminat istemli davalarının reddine karar verilmiş ve bu karar davacılar vekili ile davalılardan SGK Başkanlığı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Sigortalının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğramadığının kesinleşen yargı kararı ile tespit edilmiş olması karşısında: iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle gelir bağlanmasına dayalı alacak istemleriyle aynı nedene dayalı maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş olması ve ret nedenleri ve reddin konusunu oluşturan davaların niteliğine göre davalılar yararına ayrı ayrı ret avukatlık ücreti verilmesi yerindedir. Ancak sigortalının 23.08.1992 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle manevi tazminat isteminin reddolunması isabetsiz olduğu gibi 2002/155E ve 1999/42E sayılı birleşen davaların davalılarından Üç Pınar Madencilik Tic Ltd Şti’nin tefrik sırasında ve gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmemesi hatalı olmuştur.
Sigortalının ölümünün iş kazasına bağlı olmadığı ve 23.08.1992 tarihindeki iş kazası nedeniyle sürekli işgöremezliğinin bulunmadığı kesinleşen yargı kararı ile belirlenmiştir. Ancak sigortalının dava konusu iş kazası nedeniyle kafa travması geçirerek 23.08.1992-26.08.1992 tarihleri arasında hastanede yattığı, 03.09.1992 tarihine kadar raporlu olduğu tespit davası ve eklerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık sürekli iş göremezliğin bulunmadığı durumlarda dahi bedensel bütünlüğü ihlal edilenin manevi tazminat istem hakkının bulunup bulunmadığı ve bedensel bütünlüğü ihlal edilen kişiye tanınan manevi tazminat istem hakkının mirasçılarına geçip geçmeyeceğine ilişkindir.
Manevi tazminat isteme hakkı, kural olarak zarar görene ait bir haktır. Ancak zarar gören ölmeden önce dava açmış veya dava açma iradesini izhar etmiş ise, manevi tazminat isteme hakkı mirasçılarına intikal eder. Mirasçılar açılmış davaya devam edebilirler veya dava henüz ikame edilmemiş ise bizzat dava açabilirler. Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. (HGK’ nun 3.4.1963 tarihli, 4-80 Esas, 42 Karar sayılı, Dairemizin 22.02.2007 gün 2006/18030E-2007/2541K, 14.06.2010 gün 2009/12032E, 2010/6776K, 4.HD’ nin 17.09.1962 gün 5218-8846, 07.11.1968 3112-8654, 12.6.1981gün 7633/8562, 02.06.1994 gün 1898-5093 sayılı kararları)
Sigortalı sağlığında açtığı 1997/57E sayılı davada verdiği 13.05.1997 tarihli kısmi dava dilekçesinde 23.08.1992 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik nedeniyle maddi tazminattan fazlaya ilişkin istem hakkını ve manevi tazminat istem hakkını saklı tutarak maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Böylece henüz hayatta iken manevi tazminat isteminde bulunma iradesi izhar edilmiştir. Diğer bir deyişle zarar gören ilerde manevi tazminat isteminde bulunacağını ifade etmiştir. Bu nedenle de iş kazası sonucu bedensel zarar gören sigortalının ölümünden sonra mirasçıları dava açarak zarar verenden manevi tazminat isteminde bulunabilirler.
Sürekli iş göremezlik oranının % 0 olduğu durumlarda bedensel zarar görenin manevi tazminata hak kazanıp kazanamayacağına gelince: Gerçekten davacının davalı işyerinde çalışmakta iken 23.08.1992 tarihinde iş kazası geçirdiği bu kaza sonrasında 03.09.1992 tarihine kadar raporlu kalarak kendisine SSK Sağlık İşleri Daire Başkanlığı ve itiraz üzerine de Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından % sıfır maluliyet verildiği ve yargılama sonunda bu maluliyet durumunun (Meslekte kazanma güç kaybının bulunmadığının) kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu halde davacının iş kazası sonrasında meslekte kazanma güç kaybına uğramadığı tespit edildiğinden maddi tazminata hak kazanamayacağı açıktır. Ne var ki, beden tamlığı bozulan işçinin duymuş olduğu acı ve üzüntünün giderilmesi için (manevi tazminat) isteminde bulunabileceği de ortadadır. Bu yönden davanın yasal dayanağı belirgin olarak Borçlar Kanununun 47. maddesi ve 26.6.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararıdır. Anılan maddeye ve İçtihadı
Birleştirme kararına göre, manevi tazminata hükmedilmesi için 1-Eylem, 2-Zarar 3-Zarar ile eylem arasında illiyet bağı 4-Eylemin Hukuka aykırı olması 5- İşçinin cismani zarara uğraması koşuldur.
Somut olayda, davacının 23.08.1992 tarihinde iş kazasına maruz kaldığı ve vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu, iş kazası sonrasında 11 gün süre ile raporlu kaldığı ve sağlam insana göre maluliyet oranı olmasa dahi üzüntü ve elem duyacağı ruh bütünlüğünün ihlalinin de cismani zarar kavramına dahil bulunduğu söz götürmez. Hal böyle olunca da yukarıda anılan koşulların oluştuğu anlaşıldığından zarar göreninin mirasçılarının 2002/155E sayılı davadaki manevi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmek gerekirken, sigortalıda ölümünden önce görülen demans hastalığının iş kazası ile bağlantısının belirlenemediğine dayanılarak yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Öte yandan birleşme kararı verilen ve daha sonra uyulan bozma ilamına uygun olarak tefrik edilmesine karar verilen iş kazası sonucu bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemleri ve hak sahiplerinin maddi tazminat istemine ilişkin olarak açılan 2002/155E ve 1999/42E sayılı davalarda davalı olarak gösterilenlerden Üç Pınar Madencilik Tic Ltd Şti’nin tefrik sırasında ve gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmemesi hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 825.00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.