YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6305
KARAR NO : 2012/1853
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi yerel mahkemesince 10/03/2010 tarihli ek kararıyla temyiz isteğinin süre yönünden reddine karar verilmiş, ek kararın yine davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Yerel Mahkeme, davacı tarafından maktu olarak yatırılan temyiz harcının nispi ödenmesi gerektiğine dair davacıya tebliğ edilen muhtıra gereğine uymayan davacının temyiz talebinin reddine karar vermiştir. Davacı bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. Mahkemece reddedilen tazminat miktarı ile ilgili davacının temyiz harcının nispi olması gerektiği belirtilerek davacıya muhtıra çıkarılmış ise de, reddedilen tazminat miktarına ilişkin temyiz harcının nispi harç değil maktu harç olduğunun gözetilmemesi doğru değildir. Hal böyle olunca Mahkemenin kararın temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin kararının bozulup kaldırılarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince davacının temyiz itirazları incelenmelidir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, iş kazası sonucu 09.08.2002 tarihinde sürekli işgöreremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, SGK’nca karşılandığından maddi tazminat istemin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile 25.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
% 83 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının, iş kazasında % 40 ve davalının % 60 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, sigortalının maluliyet oranı, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler ve özellikle davacının maluliyet oranı gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 60.000.00 TL manevi tazminat “bir miktar az”dır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.