YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6937
KARAR NO : 2012/2210
KARAR TARİHİ : 23.02.2012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
Davacı, 01/05/1985-14/07/2006 tarihleri arasında SSK sigortalılığı dışında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve prim ve gecikme zammı borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 506 sayılı Yasaya tabi çakışan zorunlu sigortalı çalışmaları haricinde 01.01.1985 tarihinden itibaren Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Somut olayda, davacının tarımsal faaliyeti nedeniyle 01.01.1985 tarihinde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği , ancak aralıklı olarak 506 sayılı Yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başladığı, bu nedenle davalı Kurumca 31.05.1985 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Dairemizin ve giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşleri, Tarım Bağ-Kur sigortalısının kısa süreli olarak SSK’na tabi çalışmasının tarım faaliyetinin devamına engel olmayacağı ve dolayısıyla bu hizmetler dışında tarım faaliyetinin kanıtlanması durumunda sigortalığın devam ettiğinin kabulü gerekeceği yönündedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasanın 10. maddesine göre ” sigortalıların kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının,kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin,tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği ve Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi kayıtları esas alınır.”
Mahkemenin, davanın nitelikçe kamu düzenine ilişkin olduğunu göz önünde bulundurarak öncelikle nizalı dönemde anılan maddede belirtilen kayıtların olup olmadığını söz konusu kuruluşlardan, davacının ziraate elverişli taşınmazlarının bulunup bulunmadığını ilgili tapu idaresinden, özel idareden, belediyeden araştırmak, köy muhtarı ile yeterli bilgi ve görgüye sahip kişileri tanık olarak dinlemek, ayrıca zabıta tahkikatı ile de araştırma yaptıktan sonra diğer bütün delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermesi gerekirken, kendi adına tarıma elverişli taşınmazı bulunmadığı halde kardeşinin 2006 yılında satıştan edindiği taşınmazlarda yılın belli dönemlerinde tarımsal faaliyette bulunduğu gerekçesiyle sonuca gitmesi yerinde değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.