Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7064 E. 2010/11856 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7064
KARAR NO : 2010/11856
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 25.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat …. ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 05.07.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 37 oranında sürekli iş göremezliğe uğrandığından manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının davalıya ait tarım işyerinde çalışırken kaza geçirerek % 37,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık yapılan işin tarım ve orman işi olup olmadığı ve işçinin İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığı giderek görevli mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez yahut değiştirilemez. Taraflarca ileri sürülmese bilme mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir. Anılan maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.
Davanın tarafları işçi ve işveren olup dava konusu olay bakımından bu koşul gerçekleşmiştir. Uyuşmazlığın iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanması gerektiğine ilişkin koşula gelince:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1-b maddesi gereğince “50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde, bu kanun hükümleri uygulanmaz.” Kısaca, işçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışan işçi ise, bu işçi ile işveren ararındaki uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil, görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir
Öte yandan tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunsa bile, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir.
Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra, aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir. Buna göre; “1-Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde, 2.Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde, 3.Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde, 4.Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde,” çalışanların İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir.
Sonuç olarak, tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir.
Diğer taraftan, işçi tarım işinde çalışırken bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir. Bu durumda yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Somut olayda davacının davalı işyerinde ağırlıklı olarak fidan dikimi ve bakımı, sulama, çapalama, ilaçlama ve gübreleme işiyle uğraştığı, giderek baskın işinin tarım işi olduğu sabittir. Bu duruma göre de iş mahkemesinin görevinin belirlenmesinde, işyerinde çalışan işçi sayısı önem arz etmektedir. Davalı işyeri ile ilgili olarak iş müfettişi tarafından düzenlenen raporla dosyaya sunulan ücret bordrolarına göre çalışan işçi sayısının 50’den az olduğu görülmektedir.
Öte yandan işyerindeki üretim faaliyetinin teknik gözetiminin Rito Tarım AŞ isimli şirket elemanları tarafından yapıldığı ve davalı işverenin dava konusu iş kazasının meydana geldiği işyeri dışında şubelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarım işyerinde yapılan tarım işinin iş kanunun kapsamında kalıp kalkmadığının işçi sayısına göre tespiti sırasında, aynı işyerinde birlikte tarım işinde çalışılan başka işverenlerin çalışanları ile işyerinin başka şubelerinde tarım işinde çalışanlarında hesaba katılması gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır.
Yapılacak iş: işyerinde TİS uygulamasının bulunup bulunmadığı, TİS uygulaması varsa davacının sendikalı işçi olup olmadığını belirlemek, dava konusu iş kazasının meydana geldiği tarih dikkate alınarak davalı işyerine ve varsa şubelerine ait dönem bordroları SGK’dan getirtilmek, işyerindeki tarımsal faaliyetin teknik gözetimini yürüten şirketin çalışanlarının davalı şirket çalışanları ile birlikte çalışıp çalışmadıklarını, birlikte çalışma söz konusu ise bunların sayısını giderek işyerinde 50 den az (50 Dahil) işçi çalışıp çalışmadığını tespit ederek dava konusu uyuşmazlığın çözümünün iş mahkemesinin görevi içerisinde bulunup bulunmadığını belirlemekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde, davanın görülmesinde iş mahkemesinin görevli olup olmadığı doğrultusunda yukarıda açıklanan araştırmalar yapılmaksızın, uyuşmazlığın çözümünün iş mahkemesinin görevinde olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, davacı ile davalı yararına takdir edilen 750.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.