Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/759 E. 2010/4131 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/759
KARAR NO : 2010/4131
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Temmuz 1990-28.2.1999 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, davacının, davalı işverenlere ait işyerinde,1990 yılı temmuz ayı ile 28.02.1999 tarihleri arasında aralıksız çalıştığı halde, çalışmaları, Kurum’a tam bildirilmediğinden, eksik bildirilen hizmetlerinin tesbiti istemi ile yazılı işçilik alacaklarının davalı işverenlerden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen 12.03.2002 günlü karar, Dairemizin 07.12.2002 gün ve 2002/8311-9374 sayılı kararı ile bozulmuş ise de, bozmaya uyan mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. 9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Bozma kararına uyulmakla, bozma kararı lehine olan taraf yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Usule ilişkin kazanılmış hak Kurumu ise, Usul Hukukunun dayandığı temel bir ilke olup Kamu düzeniyle ilgilidir.
Davacının hizmet tespiti yönünden verilen ve kısmen kabule ilişkin ilk kararı, Dairemizce,hizmet tespiti yönünden eksik incelemeye dayalı olduğundan tespiti istenen çalışmaların kısmen bildirildiği göz önünde bulundurulduğunda, 506 sayılı Kanunun 79. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiği yönünde bozulduğu halde, mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra davacının bordo tanığı göstermediği gerekçesi ile reddinin davanın niteliği gereğince doğru olmadığı açıktır.Gerçekten bu tür hizmet tesbitine yönelik davaların Kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır.
Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlemeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmadır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları yada komşu ve yakın işyerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Yapılacak iş; yukarıda ve bozma kararında açıklanan şekilde davanın niteliğine uygun olarak inceleme yapılmakla birlikte, öncelikle işyeri ve işverenlere ait çalışma dönemini kapsayan davacı ile ilgili tüm kayıt ve belgeleri varsa ücret bordroları birlikte istenmeli, davacıya ait Sosyal Güvenlik Kurumu’nda bulunması gerekli şahsi sicil dosyası ile işyerlerinin Kurumda bulunan işyeri sicil dosyaları eklenmeli ve çalışma dönemini kapsayacak şekilde işyerlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilen dönem bordrolarının tümü de dosyaya eklenmeli, daha sonra da yukarıda belirtildiği üzere işyerinde kayıtlı bordro tanıkları, bunların tespit edilememesi halinde ise komşu ve yakın işyerlerinde aynı dönemlerde çalışan kayıtlı tanıklar dinlenmelidir. Davanın niteliği dikkate alınarak gerektiğinde resen yapılacak araştırma ve incelemeler ile çalışmanın niteliği ve süresi saptanmalı, gerektiğinde iş ve sosyal güvenlik hukuku konusunda uzman bir bilirkişiden varsa çalışma dönemleri ve bildirimsiz sürelere ait çalışma ücreti ve dönemlerini gösterir, yöntemince raporda alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.