YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7624
KARAR NO : 2012/3211
KARAR TARİHİ : 08.03.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/09/2001-05/02/2003 ve 01/01/2004-30/06/2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.09.2001-05.02.2003 ve 01.01.2004-30.06.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 01.03.2002-30.09.2002 tarihleri arasında kalan ve vizite kağıtlarında kayıtları görünen 210 günlük sürenin 2.038,36 TL sigorta primine esas kazançla tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının 01.08.2000-31.08.2001,06.02.2003-29.02.2004 ve 03.07.2004-2006/10.aylar arasında davalıya ait 12335 sicil numaralı işyerinden bildiriminin yapıldığı, mahkemece vizite kağıtlarına dayanılarak tespit kararı verildiği, karara dayanak teşkil eden vizite kağıtlarındaki imzaların ise inkar edildiği ve üzerilerinde Kurum kaşesinin yer almadığı, ayrıca 17.03.2002 tarihli Odaönü Köyü Muhtarlığı tarafından düzenlenen tutanak ile dosya içinde yer alan 12.06.2002 tarihli tutanakta, davacının tespit kararı verilen dönemde kiralama yoluyla çiftçilik yaptığına ve ücretli olarak iş yaptığına ilişkin deliller bulunduğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, davacının tespit kararı verilen dönemde davadışı işyerlerinde çalışması olup olmadığı gözetilmeden imzası inkar edilen ve Kurum kaşesi yer almayan vizite kağıtlarına dayanılarak eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, karara dayanak teşkil eden vizite kağıtlarındaki imzalar üzerinde imza incelemesi yaptırmak, vizite kağıtlarının Kurumda işlem görüp görmediğini ilgili SGK şubesinden sormak, bordro tanığı bulunmadığından davacı ile aynı dönemlerde çalışmış ve komşu işverenlerin bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını yoksa işyeri sahiplerini tespit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen komşu işyeri tanıkları olduklarını söyleyen kişilerin komşu işyeri çalışanı olup olmadıklarını belgelendirmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden … Sitesine iadesine, 08.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.