Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8049 E. 2012/2800 K. 01.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8049
KARAR NO : 2012/2800
KARAR TARİHİ : 01.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/06/1985-01/08/1985 tarihleri arasında 2 aylık çalışmasının tespitiyle, yatırılmayan primlerinin davalı işverenden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde subuta ermeyen davacının davasının reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.06.1985-01.08.1985 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalıların murisi adına kayıtlı işyerinde 01.06.1985 tarihinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin 17.07.1985 tarihinde Kuruma verildiği ancak işveren tarafından bordro verilmediğinden Kurum tarafından çalışması bulunmadığı gerekçesiyle bildirgenin işleme alınmadığı anlaşılmaktadır.İşveren tarafından bordro verilmediğinden bordro tanığı dinlenememiş ve zabıtaca komşu işyeri tanığı bulunamadığı bildirildiğinden komşu işyeri tanığı dinlenememiş ise de çalışmayı doğrulayan davacı tanıkları komşu yeri tanığı olduklarını söyledikleri halde bu kişilerin gerçekten davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu işyerleri bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, araştırmayı genişletmek suretiyle ilgili SGK İl Müdürlüğünden, gerekirse belediye ve emniyet vasıtasıyla işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde bildirge tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarını yoksa işyeri sahiplerini tespit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen tanıkların komşu işyeri çalışanı veya işyeri sahibi olup olmadığını aynı yöntemle tespit etmek, işyeri kayıtlarını getirtmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 01/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.