YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8277
KARAR NO : 2012/3036
KARAR TARİHİ : 06.03.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, haksız kesilen 5.700,00 TL’nin kesinti tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Davacı, usulsüz sağlık karnesi kullanımı iddasıyla emekli aylığından kesilmiş olan 5.700,00 TL”nin geri ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Dosyadaki belgelerden davacının eşi …’ın eş sıfatıyla Emekli Sandığı yardımlarından faydalandığı, …’ın aynı zamanda 506 sayılı Yasa kapsamında İsteğe Bağlı sigortalı olduğu ve 2000 yılında emekli olduğu, 2000-2003 yılları arası sağlık karnesinin usulsüz kullanıldığı gerekçesiyle davacı adına 5700,80 TL borç çıkarıldığı, bu borcun yazı ile 10/03/2005 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve Haziran2005—Haziran 2006 dönemi içerisinde davacının aylıklarından kesilerek tahsil edildiği görülmüştür.
Davacı dava dilekçesinde, durumu özetleyerek davaya konu olan 5700,00 TL sağlık gideri olarak maaşından kesilen miktarın yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini istemiştir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Yasasının geçici 139. maddesine göre, …. Sandıktan emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylığı alanların diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevlerde çalışan veya bu kuruluşlardan aylık alan eşleri ve sandıktan dul aylığı alanlandan diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevde çalışan veya bu kuruluşlardan yaşlılık veya malüllük aylığı alanlar bu madde hükümlerinden yararlanamazlar. İsteğe bağlı sağlık sigortasından yararlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz. Hükmünü içermektedir.
506 sayılı Yasanın 85 maddesinde isteğe bağlı sigortalılığın, tahsis talebinde bulunanların aylığa hak kazanmış olmak koşulu ile tahsis talep tarihinden itibaren sona ereceği belirtilmiştir. Dolayısıyla eş isteğe bağlı sigortalı olduğu sürece sağlık yardımından faydalanabilecek, ancak 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı almaya başlaması ile ” isteğe bağlı sigortalı” kapsamından çıkmakta ve diğer sosyal güvenlik kurumlarından aylık alan eş statüsüne geçmektedir.
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun Geçici 1. maddesi; “4947 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtı Kanunu ile kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu, 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığının; merkez ve taşra teşkilâtlarının kadroları ile kadrolarında görev yapan memur ve işçileri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) bendi gereği çalıştırılan personeli mevcut statüleri ile her türlü taşınır ve taşınmazları, tapuda bu Kurumlar adına kayıtlı olan taşınmazları ve hizmet binaları, araç, gereç, malzeme, demirbaş ve taşıtları, alacakları, hakları, borçları, iştirakleri, dosyaları, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtları ve diğer dokümanlar ile birlikte hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla görevleri ile birlikte Kuruma devredilmiştir. Devir işlemleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır…”
Hükmünü içermektedir.
Anılan düzenleme ile; Sosyal Sigortalar Kurumu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar (…) Kurumu ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı her türlü alacakları, hakları, borçları ile birlikte, hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla görevleri ile birlikte 5502 sayılı Kanunla ihdas edilen Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmiştir.
İlke olarak, hukuken geçerli bir borç ilişkisinin bulunabilmesi için alacaklı ve borçlu olmak üzere iki tarafın varlığı aranmaktadır. Bu ilkenin bir sonucu ise, alacaklısı ve borçlusu aynı olan bir borç ilişkisinin düşünülemeyeceğidir. Aksi düşünce, bir kimsenin kendi alacağının borçlusu olması sonucunu doğuracaktır.
Borçlar Kanunun alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesini düzenleyen 116. maddesi uyarınca “Alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle borç sakıt olur”.
Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesine yol açan olay hukuksal işlemden doğabileceği gibi kanundan da doğabilir. Birleşmenin söz konusu olabilmesi için alacak ve borcun aynı mal varlığına dahil olması gerekir. Birleşmenin hukuki sonucu ise, alacak ve borcun kural olarak sona ermesidir. Birleşme yalnız asıl alacağı değil, ona bağlı fer’i hakları da sona erdirmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, aynı maddi temelden doğan Emekli Sandığı alacağı ile aynı miktarda SSK borcu 5502 sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilmekle, davaya konu borç sona ereceği açıktır..
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 06/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.