YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8379
KARAR NO : 2012/2892
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek. Av. …
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 04/03/2004-11/02/2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı işyerinde 04.03.2004 – 11.02.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan, bordrolara ve resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarından seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda ise, yukarıda açıklanan şekilde bir inceleme yapılmadan, niteliği gereği kamu düzenini ilgilendiren bu davada davacının çalışma iddiası gereken şekilde araştırılmadan, işyerinde yüzlerce işçi çalıştığını ve farklı bölümlerde çalışanların birbirlerini tanımalarının mümkün olmadığını beyan eden ve yeterli olmayan tanık beyanlarına dayanılarak dava reddedilmiş ise de varılan sonucun doğru olmadığı açıktır.
Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafından delil olarak sunulan ve dosyada mevcut personel maaş pusulalarının asıllarının davalı işyerinden istenilmesi, bu pusulalarda metal bölümünde mesaili grupta çalıştığına dair bilgiler olan davacı ile aynı bölümde ve aynı mesai grubunda çalışan bordro tanıklarının dinlenilmesi, bu tanıklardan davacının ibraz ettiği maaş çizelgesi başlıklı belgelerin ve maaş pusulalarının sorulması, ayrıca banka kayıtlarından davacının hesabına yatırılan maaşların kimin tarafından yatırıldığının daha detaylı olarak araştırılması, bunların yanı sıra resen araştırılacak komşu işyeri tanıklarının dinlenilmesi ve tüm deliller toplandıktan sonra gerektiğinde bilirkişi raporu da alarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.