Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8477 E. 2012/2863 K. 05.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8477
KARAR NO : 2012/2863
KARAR TARİHİ : 05.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacıların tüm, davalının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 20.5.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu ölen işçi …’ın anne, baba ve kardeşlerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ölen işçinin anne ve babası olan davacılar … ve …’ın maddi zararlarının Kurum tarafından bağlanan gelirler ile karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin reddine, davacılar … ve … yararına 20.000,00’er TL, ölenin kardeşleri olan diğer davacılardan … yararına 2.236,88 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacılar …, … ve … yararına 10.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Davacıların oğlu ve kardeşi olan işçi …’ın 20.5.2003 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu öldüğü olayda işçinin kusurunun bulunmadığı, kusurun % 60’nın davalıya, % 40’ının ise dava dışı taşeron …’ya ait olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı kardeşler …, …, … ve … yararına hükmedilen 10.000,00’er TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.
3-Kurum tarafından karşılanmayan maddi zararın tahsiline yönelik davada, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin tüm peşin sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş, yerleşmiş görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği gözönünde tutularak öncelikle ölen işcinin babasına Kurum tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise bildirilen miktarın tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, ölen işcinin babasının tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahiblerine gelir bağlanması için Kuruma başvurmaları giderek dava açmaları yönünden önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Yapılacak iş; davacı babaya yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için Kuruma başvurması giderek dava açması yönünde önel vermek, davacı babaya gelir bağlandığı takdirde maddi zararın hesaplanması için bilirkişi incelemesi de yaptırarak çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
4-İş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 23.maddesine göre iş kazası sonucu meydana gelen ölümler nedeniyle kardeşe gelir bağlanmaz.
Somut olayda, ölenin kardeşi olan 12.12.1992 doğumlu davacı … … yararına maddi tazminata karar verilmiş ise de davacının kaza tarihinde 11 yaşında olması nedeniyle kendisine anne ve babasının bakmakla yükümlü olması nedeniyle ölenin davacıya destek olduğu söylenemeyeceği gibi kendisine gelir bağlanması mümkün olmayan yakınlar yararına destekten yoksun kalma tazminatına da hükmedilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacı kardeş … …’ın hak sahibi olmadığı düşünelerek bu davacı yönünden maddi tazminat isteminin reddine karar vermek ve bu davacıya destekten pay vermeden davacıların maddi zararını yeniden hesaplattırarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
5-Davalının, davacılardan …’a gönderdiği 3.500,00 TL nin 12.3.2004 tarihinde, 5.000,00 TL nin 16.1.2004 tarihinde … PTT aracılığıyla ödendiği anlaşılmaktadır. Kaza tarihi olan 20.5.2003 tarihinden sonra yapılan bu ödemelerin davacının maddi veya manevi zararının karşılanması amacıyla yapılıp yapılmadığı yeterince araştırılmadan karar verilmiştir.
Yapılacak iş, davacı … …’a bu ödemelerin hangi amaçla yapıldığını sormak, dosya içerisinde yer alan diğer delil ve belgeler ışığında davalı tarafından yapılan bu ödemelerin davacının maddi veya manevi zararlarını karşılamak amacıyla yapılıp yapılmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılara yükletilmesine, 05/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.