Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8638 E. 2012/2919 K. 05.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8638
KARAR NO : 2012/2919
KARAR TARİHİ : 05.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 28/01/2005 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne 956,08TL maddi, 35.000,00TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan;sigortalının uğradığı iş kazası neticesinde %22.20 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı,meydana gelen zararlandırıcı olayda %30 oranında davacı kusurunun olduğu,13.1.2009 tarihli hesap raporunda davacının geçici işgöremezlik dönemindeki zararının hesaplanmasında %22,20 oranındaki maluliyeti nisbetinde hesaplanan maddi zararda indirim yapıldığı,davacı tarafın itirazı üzerine aynı hesap bilirkişisinden bu kez geçici işgöremezlik dönemi hesabında maluliyet oranında indirim yapılmadan yeniden hesap yapılmasının istendiği,anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Ayrıca geçici işgöremezlik dönemi olarak kabul edilen sigortalı maluliyetinin henüz kesinleşmeyip kurum tarafından sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmayan dönem hesabında sigortalının maluliyetinin %100 oranında olduğunun kabulü ile yapılan hesaplamada bu dönem(geçeci iş göremezlik dönemi) bakımından tespit olunan maluliyet oranında indirim yapılmaması gerekir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olayda,tarafların kusur durumu,meydana gelen maluliyet ve olay tarihine göre davacı yararına hükmedilen 35.000,00TL manevi tazminat fazla olduğu gibi davacının maddi zararının hesaplanması bakımından geçici işgöremezlik dönemi olan 28.1.2005-22.5.2005 tarihleri arasındaki dönem için yapılan hesaplamada
maluliyetinin %100 oranında olduğunun kabulü yerine yanlış değerlendirme ile sigortalının maluliyetinin %22,20 oranında kabul edilip bu oran nisbetinde de maddi zararının hesabında indirim yapılması da hatalı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine 05/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.