Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8688 E. 2012/3411 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8688
KARAR NO : 2012/3411
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisi, davalılardan işverene ait işyerinde 15/07/2002-15/12/2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacıların miras bırakanı …’in 15.7.2002-24.8.2007 tarihleri arasında davalı …’e ait ticari minibüs (hatlı dolmuş) işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıların miras bırakanı …’in 15.7.2002-15.12.2006 tarihleri arasında geçen 1560 günlük sigortalı çalışmasının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, … plaka sayılı ticari minibüs … hattında yolcu taşımakta olup “…” sicil sayılı işveren … ticari minibüsün sahibi ve sigortalı …’in annesidir. Dosyada bulunan 8.2.2005-31.5.2007 tarihleri arasında düzenlenen 10 adet trafik ceza tutanağında …’in miribüs işyerinde şoför olarak çalıştığı ve davalı işyerinde 15.12.2006-25.8.2007 tarihleri arasında geçen 250 günlük sigortalı çalışmasının Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır. Dinlenen tanıklar …’in 1995 yılından 24.8.2007 ölüm tarihine kadar davalı işyerinde diğer kardeşleri ile birlikte şoför olarak çalıştığını, kazanılan paranın işverene gönderildiğini, işverenin de çalışanlara yevmiyelerini ödediğini ifade etmektedirler. Öncelikle, işveren annenin sigortalı
oğlunun çalışmalarını Kuruma bildirmemesi ve primlerini ödememesi hayatın olağan akışına
uygun değildir. Öte yandan davalı işveren, 29.4.2008 tarihinde alınan beyanında “köyde yaşadığını, geçimini sağlayacak kadar para verdiklerini, çocuklarının minibüste çalışarak parayı da kendilerinin aldığını, ihtiyacı olduğunda kendisine para gönderdiklerini” ifade etmiştir.
Uyuşmazlık, sigortalı …’in davalı işyerinde “sigortalı” olarak gerçek ve eylemli bir çalışması olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sigortalı …’in 11.4.2003 tarihinde başlayan vergi kaydı bulunmakta ise de mahkemece davacının hangi meslek nedeniyle vergi mükellefi olduğu araştırılmadığı gibi 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı tescili olup olmadığının da sorulmadığı, beyanları hükme esas alınan tanıkların bir kısmı sigortalının kardeşi olup ölen ve mirasçıları ile yakınlığı nedeniyle davacıların yararını gözetme zorunluluğu hissedecekleri açık olduğundan kamu düzenine ilişkin böyle bir davada tarafsız tanık olarak kabul edilmeleri mümkün olmadığı gibi komşu işyeri tanıklarının da bu niteliğe sahip olup olmadığının araştırılmadığı ve böylece mahkemece sigortalı …’in davalı işyerindeki çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.
Kabule göre de, sigortalının hizmet tespitine konu dönemlerdeki aylık prime esas kazancının hatalı tespit edildiği (örneğin 1.1.2004-30.6.2004 tarihleri arasındaki dönemde prime esas günlük kazanç 14,10 TL olup kararda 18,32 TL olarak yazılmıştır) anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, Sigortalı …’in hangi meslek nedeniyle vergi mükellefi olduğunu ve 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı tescili olup olmadığını sormak, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, sigortalının tespite konu dönemde davalı işyerinde “gerçek ve eylemli” bir çalışması olup olmadığını ya da sigortalının gerçekte “kendi adına veya hesabına bağımsız çalışması” olup olmadığını belirleyerek çakışan sigortalılık halinde önceden başlayan ve kesintisiz devam eden sigortalılık haline üstünlük tanımak, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi