Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8915 E. 2012/4280 K. 22.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8915
KARAR NO : 2012/4280
KARAR TARİHİ : 22.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre, davacıların tüm davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 01.09.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının eşi … ile … ve …’ın maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece: davacı …’ın maddi tazminat isteminin kabulüne, sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından davacılar … ile …’ın maddi tazminat istemlerinin reddine, davacıların ıslah yoluyla talep ettikleri manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin davacılar … ile …’ın maddi tazminat istemlerinin reddine dair kararı isabetlidir. Ancak davacı … yararına hükmolunun maddi tazminat ile tüm davacılar yararına hüküm altına alının manevi tazminata ilişkin karar hatalı olmuştur.
Mahkemece hükmüne esas alınan 03.05.2010 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacı … için 22 yaşını bitireceği 25.06.2013 tarihine kadar hesap yapıldığı görülmektedir. Oysa anılan davacının evlenmesi nedeniyle 08.07.2009 tarihinden itibaren gelirinin kesildiği, Sosyal Güvenlik Kurumunun 30.12.2009 tarihli cevabi yazısından anlaşılmaktadır. Davacı kız çocuğunun evlenmekle babasının desteğinden çıkacağı açıktır. Hal böyle olunca anılan davacının evli olduğu dönemi de içine alır biçimde hesap yapılarak maddi zararının fazla çıkarıldığı hesap raporunun hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Manevi tazminata gelince: Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerince maddi tazminat istemli olarak açılmış ve yargılama sırasında davacı dava dilekçesini ıslah ile maddi tazminat miktarını artırmış ve ayrıca dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminata ilişkin açılmış bir dava olmadığı halde, ıslah dilekçesi ile manevi tazminat istemi dikkate alınarak, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmesi yanlıştır. HUMK.’nun 83. (HMK 176 ve devamı) ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan bu olayda manevi tazminata ilişkin dilekçenin nispi harç yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği ve ancak başvuru harcının yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Dilekçenin bu haliyle bir ek dava dilekçesi olarak kabulü dahi mümkün değildir.
Islahta dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir. Bu nedenle “ davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah isteminin reddine” şeklinde karar verilmesi gerekirken “davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurularak söz konusu ıslaha değer verilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece, yukarda belirtilen maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, bozmanın niteliğine göre, tarafların manevi tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığına ve miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 22/03/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.