YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9918
KARAR NO : 2012/892
KARAR TARİHİ : 31.01.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1985 olduğunun tespitiyle 01/04/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1985 olduğunun tespitiyle 01/04/2009 tarihinden itibaren 2925 sayılı Yasaya göre yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüyle, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1985 olduğunun tespitine, aylık talebinin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 01/07/1985 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin
bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16/09/1999 gün 1999/21-510-527, 30/06/1999 gün 1999/21-549-555, 05/02/2003 gün 2003/21-35-64, 15/10/2003 gün 2003/21-634-572, 03/11/2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10/11/2004 gün 2004/21-538 ve 01/12/2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten (53152) sigorta nolu işyerinden Kuruma dönem bordrosu verilmemiş, işyeri 01/06/1985 tarihinde Yasa kapsamına alınmış, 30/08/1986 tarihinde de çıkmış, davacının söz konusu işyerinden herhangi bir çalışması bildirilmemiş, ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde aynı dönemde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olmadıkları gibi, aynı çevrede benzer işleri yapan kayıtlı komşu işyeri çalışanlarından da kimse tespit edilip dinlenmemiştir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; 01/07/1985 tarihli bildirgenin verildiği işyerine komşu olduğu zabıta marifetiyle tespit edilen diğer işyerlerinde çalışan kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının bu kayıtları celbedilerek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak gerçek çalışma olgusunu ve somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Yaşlılık aylığı yönünden ise; davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01/07/1985 olarak tespit edilip-edilmemesine ve dosyadaki diğer delillerle birlikte yeniden değerlendirip çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 31/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.