YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11914
KARAR NO : 2012/18202
KARAR TARİHİ : 01.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 21.03.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacılardan …’ın maddi tazminat isteminin kabulüne, diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin hak sahibi olmadıklarından reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin davacılardan …’ın maddi tazminat isteminin kabulü ile diğer davacıların maddi tazminat isteminin reddine dair karar doğrudur. Keza davacılar … ve … bakımından manevi tazminatın takdiri de yerindedir. Ancak davacı kardeş … yararına manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği gibi, bunun yanı sıra hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin başlangıcında hataya düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Davacıların çocuğu ve kardeşi olan sigortalı …’ın öldüğü iş kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığı davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı … yararına hüküm altına alınan 10.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Hüküm altına alınan tazminatlara uygulanan faizin başlangıç tarihlerine gelince: Davacılar dava ve ıslah dilekçelerinde hüküm altına alınan tazminatlara 21.03.2007 olay tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemiştir. İş kazası sonucu ölüm nedeniyle açılan tazminat davalarında faizin zararın meydana geldiği olay tarihinden itibaren yürütüleceği, haksız eylemle birlikte zarar veren bakımından temerrüde düşüldüğünün kabulünün gerektiği dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Öte yandan HUMK’ nun 74 ve HMK 26..maddelerine göre “hakim her iki tarafın talep sonuçlarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.” Hal böyle olunca da davanın niteliğine göre haksız eylemin meydana geldiği tarih olan 21.03.2007 tarihinden itibaren faize karar verilmek gerekirken, dava konusu olay işçilik alacaklarıyla karıştırılarak, maddi tazminatta ıslahen artırılan bölüm için ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, olay tarihi 21.03.2007 olduğu halde talebin aşılarak ve nedenleri de açıklanmaksızın manevi tazminatlara 26.11.2004 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, davacı … yararına manevi tazminatın takdirinde ve hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin başlangıcında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
01.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.