YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12454
KARAR NO : 2012/20333
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 04/03/2004 tarihli ilk iş kazası sonucu %13.2 , 13/10/2004 tarihli ikinci iş kazası sonucu %20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi zararın kurumca karşılanması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine , manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 90.000.00 TL manevi tazminatın 50.000.00 TL sinin 04/03/2004 tarihli ilk iş kazası tarihinden ,40.000.00 TL sinin 13/10/2004 tarihli ikinci iş kazası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ,05/02/2009 tarihli birinci kusur raporunda 04/03/2004 tarihli ilk iş kazasında davalı işverenin %80 ,kazalı işçinin %20 oranında ,13/10/2004 tarihli ikinci iş kazasında davacı işçinin %100 oranında kusurlu olduğu,davalı işverenin ise kusursuz olduğunun belirtildiği,30/12/2009 tarihli ikinci kusur raporunda 04/03/2004 tarihli ilk iş kazasında davalı işverenin %80 ,kazalı işçinin %20 oranında ,13/10/2004 tarihli ikinci iş kazasında davacı işçinin %60 ,davalı işverenin %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,03/06/2010 tarihli üçüncü kusur raporunda , 04/03/2004 tarihli ilk iş kazasında davalı işverenin %80 ,kazalı işçinin %20 oranında ,13/10/2004 tarihli ikinci iş kazasında davacı işçinin %20 ,davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,mahkemece son kusur raporunun hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Böylelikle 13/10/2004 tarihli ikinci iş kazası yönünden mahkemece alınan bütün kusur raporları arasında mübayenet doğduğu ve bu mübayenet giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır .
Yapılacak iş dosyada ,ikinci iş kazasına (13/10/2004 tarihli )ilişkin kusur bilirkişi raporları arasındaki mübayenetin giderilmesi için iş, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden , İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenlerin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadıkları, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle mübayenet de giderilerek, kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenerek verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de; Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu açıklamalar doğrultusunda davacı yararına hükmedilen 90.000.00 TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın çelişkili olan kusur raporu hükme dayanak alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.