Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/12930 E. 2011/8249 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12930
KARAR NO : 2011/8249
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, borçlanmasını geçersiz sayan Kurum işleminin iptaliyle, 01.06.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacının temyizine gelince; Dava, davacının 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında vergi kaydının bulunduğu süreye ait kuruma yaptığı borçlanmanın geçerli olduğu ve 01.06.2007 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının vergi borçlanması talebi yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına ve 01.11.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin verilen 17.12.2008 tarihli karar Dairemizin 13.07.2009 tarihli kararı ile davacının 4759 sayılı Yasa’nın 7. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10/II maddesinin yürürlüğe girdiği 01.06,2002 tarihinde 1479 sayılı Yasanın geçici 18 maddesi kapsamında yapılmış bir borçlanma bulunmadığı, bu nedenle davacının yaşlılık aylığı koşullarının borçlanmanın yapıldığı 30.10.2002 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35. maddesine göre değerlendirerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak 09.06.2011 tarihli karar ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacının vergi kaydının bulunduğu 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasındaki 6644 günlük süreye ait primleri ödeyerek 1479 sayılı Yasanın geçici 18 maddesine göre yapılan borçlanmanın geçerli olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının borçlanmanın yaptığı tarih olan 30.10.2002 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasanın 35 maddesi uyarınca mı yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasanın 37 maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 10 maddesi hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Kanuna 4447 sayılı Kanunla eklenen Geçici 10. maddesi hükmünde; … sigortalılarının tam yaşlılık aylığı ve kısmî yaşlılık aylığına hak kazanmalarına ilişkin istisna ve geçiş dönemi koşulları düzenlenmiş olup, bu yönde; 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre, anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı (01.10.1999) itibarîyle aylık bağlanmasına hak kazananlarla, aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az süre kalan sigortalıların önceki hükümlere göre tam veya kısmî yaşlılık aylığı hakları saklı tutulmuştur. Yine tam yaşlılık aylığına ilişkin geçiş dönemi özel koşulları 4447 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olup da 01.10.1999 tarihi itibariyle bayan sigortalı ise 20, erkek sigortalı ise 25 tam yıl prim ödeme süresinin dolmasına, 2 ila 10 tam yıl arasında, kalan sürenin fazlalığına bağlı olarak artan şekilde yaş koşulu da getirilmek suretiyle dokuz kademeli olarak düzenlenmiştir.
Vergi borçlanmanın yapıldığı 30.10.2002 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın 35 maddesine göre yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalının kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması, yada kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduran ve en az 15 tam yıl prim ödeyen sigortalılara da kısmi yaşlılık aylığı bağlanacağını bildirilmiştir.
Diğer yandan, her ne kadar bozma kararına uyma usulü kazanılmış hak doğurur ise de, usulü kazanılmış hakkı ortadan kaldıran yeni bir içtihadı birleştirme kararının çıkması, geçmişe etkili yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi, usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptali, maddi hataya dayalı bir bozma kararına uyma gibi durumlar usulü kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/21-298 E. 2004/252 K., 2003/11-277 E. 2003/295 K., 2006/15-275 E. 2006/366 K., 2001/2-430 E. 2001/ 432 K., 2006/4- 519 E. 2006/ 527 K. nolu kararları da bu yöndedir.
Somut olayda Dairemizin 13.07.2009 tarihli bozma kararı maddi hataya dayalı olup kamu düzenine ilişkin bu davada davalı yararına usuli kazanılmış hak yaratmayacaktır.
Davacı 1955 doğumlu olup vergi kaydının bulunduğu döneme ait 20.04.1982 tarihinden itibaren 04.10.2000 tarihine kadar 6644 günlük süreyi borçlandığı ve tahsis talebinde bulunduğu 05.06.2007 tarihine kadar 26 yıl 9 ay 15 gün prim ödediği ve 46 yaşını doldurduğu, davacının yaşlılık aylığı şartlarının 4447 sayılı Yasanın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 10. maddesi hükümlerine göre belirlenmesi yolunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2010 gün ve 2010/10-471 E,2010/439 K, ve 2010/10-472E,2010/440 K. Ve 2010/21-302 E,2010/438 K, sayılı ilamları gereğince davacının yaşlılık aylığı bağlanması isteminin kabulü gerektiği açıktır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.