Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/13594 E. 2012/19614 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13594
KARAR NO : 2012/19614
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 23.10.1998 tarihinde geçirdiği iş kazasında yaralanarak sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının tazmini istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi ve manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden davalı şirket Sunday Matbaacılık San.Tic.ltd.Şti 20.11.2000 tarihinde tasfiye sürecine girip ticaret ünvanının “Tasfiye Halindeki Sunday Matbaacılık San.Tic.ltd.Şti”olarak değiştirildiği,30.12.2002 tarihinde davalı şirketin tasfiyesinin sona erip 03.01.2003 tarihinde de bu durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği,davalı şirketin diğer davalılar Necip ve Abdullah dışında da ortağının bulunduğu, anlaşılmaktadır.
Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Fesih ve tasfiye işlemi, bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eder.Tüzel kişiliğini hakkındaki tasfiye işleminin sonlanması ile kaybeden limiled şirketlere davada husumet tevcih edilebilmesi için şirketin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.
Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek görevli Asliye Ticaret Mahkemesinde ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HMK’nun 52 ve 54. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek davanın sonuçlandırılması gerekir.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de ayrıca dikkate alınmalıdır.
Öte yandan davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf ehliyeti dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında re’sen gözönünde tutulması gerekir.Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir.
Bu açıklamalardan olarak somut olayda;davalı şirketin tasfiyesinin sonlanıp tüzel kişiliğinin tümüyle ortadan kalktığının anlaşılmasına göre,açılan davada pasif husumetin kendisine yöneltilebilmesi için yukarıda açıklandığı üzere yeniden şirketin ihyasının sağlanması hususunda davacıya önel verilerek neticesine göre karar verilmesi yerine, tasfiyesine karar verilmiş ve tüzel kişiliği bu nedenle sonlanmış şirket aleyhine açılan bu davada yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde alayhine hüküm kurulması hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.