YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13775
KARAR NO : 2012/19143
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava 23.06.2007 günü meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece dava konusu olay nedeniyle işverene bir kusur verilmesinin mümkün bulunmadığına ilişkin kusur bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle ve ölüm olayının terör saldırısı sonucu meydana geldiği, terör saldırılarının, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcu kapsamında bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacının … Taşımacılık Hizmetleri Ltd Şti çalışanı olup anılan firma tarafından işçilik hizmeti verilen davalı … Taşımacılık ve Lojistik AŞ’nin taahhüdündeki akaryakıt dağıtım işi gereği aynı firma tarafından temin edilen akaryakıt tankeri ile … arasında teröristlerce aracın yolunun kesilerek, sürücülerin etkisiz hale getirildiği, bu arada araca uzaktan kumandalı bomba düzeneği yerleştirildiği, sürücülerden …’in yaya olarak … yönüne, davacılar murisinin ise araçla birlikte Tunceli yönüne gitmesi için bırakıldığı, davacı murisinin idaresindeki akaryakıt tankeri ile yol üzerindeki karakola ulaştığında, araca yerleştirilen bomba düzeneğinin uzaktan kumanda ile patlatılması sonucu alev alan araçta yanarak öldüğü dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren işyerindeki işçilerinin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu konudaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunun 77. maddesinin açık buyruğudur.
27.09.2010 günlü bilirkişi raporunda olayda gerek asıl ve alt işverenlerin ve gerekse sigortalının kusurun bulunmadığı, belirtilmiştir.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, bilirkişiler İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle olayın oluş biçimine ve aracın güzergâhının bölücü terör eylemlerinin yoğun şekilde bulunduğu bölgede bulunmasını nazara alarak, yörenin seyahat koşulları, güvenli seyahat için uygulamanın ne olduğu, aracın akaryakıt taşıdığı göz önüne alınarak güvenlik güçleri ile koordineli biçimde ulaşım yapılmasının mümkün bulunup bulunmadığı, araştırılmak suretiyle işverenin alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Akaryakıt tankerinin sigortasının terör nedeniyle meydana gelebilecek zararları da kapsadığının belli bulunmasına ve bu teminatın ayrıca pirim ödenmesini ve mali külfeti gerektirmesine göre, iş verenin aracın dağıtım yaptığı bölgede terör nedeniyle bir zarar görebileceğini ön gördüğü de ortadadır. Hal böyle olunca kusur raporunun İş Kanunun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Öte yandan, olayın oluş biçimine ve niteliğine göre de raporları hükme esas alınan kusur bilirkişilerinin sıfatları itibariyle konuda uzman olmadıkları da ortadadır.
Yapılacak iş, terör ile işçi sağlığı ve iş güvenliği dalında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek ve özellikle iş kazasının terörün yoğun bulunduğu bölgede gerçekleştirilen faaliyet sırasında meydana geldiği gözetilerek kusurun aidiyeti ve oranlarını saptamaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile ve özellikle ehil bilirkişilerin iştiraki ile hazırlanmadığı anlaşılan, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan kusur bilirkişi raporunun hükme dayanak alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 08/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.