YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1378
KARAR NO : 2012/17286
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 15/05/2008 – 20/07/2008 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının davalı işyerinde 15.05.2008 – 20.07.2008 tarihleri arasında geçen 506 sayılı Yasa’ya tabi çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; talep edilen dönemde davalı işyerinde çalışması bulunan bordro tanıkları tespit edilmediğinden, komşu işyeri sahibi, çalışanı, ortağı gibi nitelikleri haiz tanıkların, davacının davalı işyerinde sigortaya bildirilen süreler kadar çalıştığını beyan ettikleri gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacı adına davalı işyerince 08.04.2008 tarihli işe giriş bildirgesi düzenlendiği, davacının 08.04.2008 – 15.05.2008 tarihleri arasında 38 gün çalışmasının bulunduğu, dönem bordrolarının dosya içerisinde olduğu, ücret bordrosu bulunmadığı, davalının 06.09.2006 tarihinde başlayan vergi kaydının halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda; davacı tanıkları davacının davalı işyerinde 2008 yılı Temmuz ayı dahil olmak üzere çalıştığı yönünde beyanda bulunmalarına rağmen, davalı tanıklarının bir kısmı işyerinin 2008 yılı Nisan-Mayıs aylarına kadar faaliyette olduğunu beyan etmişlerdir.
Davalı tanıklarından … da 2009 yılı Mayıs-Haziran aylarında davalının davacıyı işten çıkardığını söyleyerek kendisine iş teklif ettiğini, kabul etmediğini ve davalıdan işyerinin 2009 yılında kapandığını duyduğunu beyan etmiş, davalı vekili ise bu tanığın ifadesinin zapta farklı geçtiğini, tanığın aslında davalının işyerinin kapandığını kendisine 2009 yılında söylediğini bildirmiş, ancak mahkemece tanığa bu husus açıklattırılmamış, tanık beyanları arasında çelişki bulunmasına rağmen bu çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; öncelikle tanık …’yı yeniden dinleyerek beyanını açıklattırmak, talep edilen dönemde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kurum’a bildirilen kimseleri zabıta marifetiyle belirleyip beyanlarına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.